(İBNA) - son başlıklar Tarih ve Siyaset :: Full Edition http://www.ibna.ir/tr/history_politic Mon, 23 Apr 2018 17:07:25 GMT haber stüdyosu ,3.0 baskısı )yazı işleri kurulu otomasyonu ve geniş haber yayıncılık sistemi`ile( /skins/default/tr/normal3/ch01_newsfeed_logo.gif İran Kitap Haber Ajansı (İBNA) http://www.ibna.ir/ 100 70 tr İBNA'da üretilen içerik, kaynak belirtmek koşuluyla kullanılabilir. Mon, 23 Apr 2018 17:07:25 GMT Tarih ve Siyaset 60 ​"Muhammed Ali Furuği'nin Günlüklerinde Türkiye" Oturumu Düzenlenecek http://www.ibna.ir/tr/doc/tolidi/258614/muhammed-ali-furuği-nin-günlüklerinde-türkiye-oturumu-düzenlenecek İran Kitap Haber Ajansı (İBNA) - Tahran Yunus Emre Enstitüsü ve Sokhan Yayınevi "Muhammed Ali Furuği'nin Günlüklerinde Türkiye" adlı bir oturuma ev sahipliği yapacaklar. Oturumda Kave Bayat ve Muhammed Efşin Vefai konuşma yapacaklar. Oturum 10 Mart 2018 (Cumartesi) saat 16'da Tahran Yunus Emre Enstitüsü Konferans Salonu'nda gerçekleşecek. ]]> Tarih ve Siyaset Wed, 07 Mar 2018 07:20:48 GMT http://www.ibna.ir/tr/doc/tolidi/258614/muhammed-ali-furuği-nin-günlüklerinde-türkiye-oturumu-düzenlenecek ​Orhan Pamuk: Altan kardeşler ve Nazlı Ilıcak'a Verilen Ceza Acımasız, Hapis Siyasetini Bırakın! http://www.ibna.ir/tr/doc/tolidi/258141/orhan-pamuk-altan-kardeşler-ve-nazlı-ilıcak-a-verilen-ceza-acımasız-hapis-siyasetini-bırakın İran Kitap Haber Ajansı (İBNA)'nın T24'ten aldığı habere göre, Altan kardeşler ile Ilıcak’ın da aralarında bulunduğu 6’sı tutuklu 7 kişinin “15 Temmuz darbe girişimine iştirak etmek” iddiasıyla yargılandıkları davada "anayasayı ihlal" suçundan 6 sanığa ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmişti. Pamuk, T24'e yaptığı açıklamada, “Ahmet Altan, Mehmet Altan ve Nazlı Ilıcak’a verilen cezaları acımasız, haksız ve adaletsiz buluyorum" dedi. Nobel ödüllü yazar açıklamasına şöyle sürdürdü: "Bizi birbirimize bağlayacak şey hapishane korkusu ve hiç bitmeyen tehditler değil, barış ve düşünce özgürlüğüdür. Kıyıma ve haksızlığa uğrayan kamuoyunun kırk yıldır severek, tartışarak okudugu bu değerli yazarlar değildir yalnızca... Bu ölçüsüz kararlarla zedelenen ve tükenen toplumdaki adalet ve güven düşüncesi; demokrasi ve kanun nizam ile yönetildiğimiz inancıdır da... Bu temel duyguları kaybetmek bir milletin geleceğini zedeler... Cezalandırma ve hapse tıkma siyasetinden hükümet vazgeçmelidir. Bu kararın yeniden ele alınması lazımdır''   ]]> Tarih ve Siyaset Fri, 23 Feb 2018 12:30:46 GMT http://www.ibna.ir/tr/doc/tolidi/258141/orhan-pamuk-altan-kardeşler-ve-nazlı-ilıcak-a-verilen-ceza-acımasız-hapis-siyasetini-bırakın Brexit İngilz Yazarlarının Önünü Mü Kesiyor? http://www.ibna.ir/tr/doc/report/255831/brexit-ingilz-yazarlarının-önünü-mü-kesiyor İran Kitap Haber Ajansı (İBNA) - Guardian'ın haberine göre, İngiltere'nin Avrupa ile kurduğu yakın ilişki İngiliz yayıncılara kıtada satılan İngilizce kitaplar konusunda oldukça önemli finansal ayrıcalıklar sağlıyordu. Şimdilerde ise bu ayrıcalıkların ortadan kalkması gündemde. Öte yandan Amerikalı yayıncı  Simon & Schuster, Brexit'in rekabetin önünü açacağı ve İngiliz yayıncıların fayda sağladığı tarihsel anlaşmaları ortadan kaldıracağı görüşünde. Görünüşe göre gelecek dönemde İngiliz yayıncılar yıldız yazarlarının mutluluğunu temin etmeye ve onların Avrupa'daki haklarını korumak için daha kârlı fırsatlar sunmaya odaklanmak zorunda kalacak. Bu durum finansal olarak baskı altına girecek olan yayıncıların daha az risk alarak yeni yazarlara daha az fırsat tanıması anlamına gelebilir. "İngiliz yayıncılar şimdiye dek Avrupa'da özel haklara sahipti, çünkü ne de olsa İngiltere de Avrupa'nın bir parçasıydı. İngiltere'nin Avrupa'nın bir parçası olmaması halinde daha açık bir pazar haline gelmesi ve piyasayı Amerikalı yayıncılarla paylaşması muhtemel," diyor Bloomsbury'nin başkanı Nigel Newton. Avrupa İngiltere'de basılan kitapların küresel çaptaki en büyük ihracat bölgesi ve yıllık 1.2 milyar sterlini bulan satışların üçte biri Avrupa piyasasında gerçekleştiriliyor. İngiltere her yıl 200.000 kitap yayımlayarak yılda en çok kitap yayımlanan ülke olmayı da başarıyor. Yayıncılık aynı zamanda İngiltere'nin en başarılı olduğu konular arasında yer alıyor. İngiltere %17'lik ihracat oranıyla aynı zamanda dünyanın en çok kitap ihraç eden ülkesi.  Amerika Birleşik Devletleri için %15'lik ihracat oranıyla ikinci, Almanya ise %10'luk ihracat oranıyla üçüncü sırada yer alıyor. ]]> Tarih ve Siyaset Mon, 18 Dec 2017 14:09:53 GMT http://www.ibna.ir/tr/doc/report/255831/brexit-ingilz-yazarlarının-önünü-mü-kesiyor Aslı Erdoğan'a Stuttgart'ta Barış Ödülü http://www.ibna.ir/tr/doc/report/255566/aslı-erdoğan-a-stuttgart-ta-barış-ödülü İran Kitap Haber Ajansı (İBNA) - Stuttgart Barış Ödülü, AnStifter grubu ile Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu (DİDF) Stuttgart  tarafından, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin yayınlandığı 10 Aralık günü yapılan görkemli bir törenle, dayanışma, eşitlik, adalet ve özgürlük adına olağanüstü çaba harcayan yazar Aslı Erdoğan’a verildi. Egemenlerin insana dair ne kadar güzellik varsa sinsice ayaklar altına aldığı günümüzde dikkatlerin bir kez daha evrensel insan haklarına çekildiği kültürel etkinliğin sunumunu Almanya Göçmen Kadınlar Birliği Başkanı Sidar Çarman yaptı. Barış galasının başlamasına az bir zaman kala sevgili Aslı Erdoğan’nın törene gelirken kaza geçirdiği haberi duyuruldu. Seyirciler endişe ve korkunun yol açtığı  gözyaşlarını gizleyemedi. Kazada kimseye bir şey olmadığı öğrenilince bu kez  yürekleri üzüntü yerine sevinç kapladı. Stuttgart’ın en güzel tiyatro salonlarından olan Theaterhaus’da gerçekleşen barış galası saat 17.00’de başladı. Sidar Çarman açılış konuşmasında; “Türkiye hızla karanlığa doğru yol almakta. Ve karanlığa karşı büyük bir cesaret örneği göstererek aydınlığı savunanları selamlıyoruz. İnsanlığın daha güzel bir yaşam, savaş, baskı ve haksızlıkların olmadığı dünya arayışı devam etmekte. Hepimiz bunun için buradayız.” dedi. Anti-faşist mücadelenin tanınmış isimlerinden sanatçı yazar Elisabeth Abendroth sahneye çıkarak Aslı Erdoğan hakkında uzun ama ilgiyle dinlenen bir konuşma yaptı: “2015 Eylül’ünde Cizre’de Cemile adında bir kız çocuğu keskin nişancılar tarafından öldürüldü. Sürekli ateş edildiği için hiç kimse cesedi alamadı. Ailesi en sonunda Cemile’nin ölüsünü alabildiklerinde, onu derin dondurucuda muhafaza etmek zorunda kaldı. Aslı Erdoğan; ‘Artık her bellek bir derin dondurucu. Ölülerimizi, kendi cesedimiz de dahil orada muhafaza ediyoruz.’ diye yazdı. Aslı Erdoğan buz tutmuş bir yerden bize geliyor. Aynı zamanda dayanılmaz sıcaktan, yanan bir evden, dumanlar arasından, çıkışı olmayan bir yerden, Türkiye’den bize geliyor. Devletin suç işlediği, keyfiyet ve baskının egemen olduğu bir ülkeden. Bir ülkenin insan haklarına verdiği değer onun kadınlara yönelik muamelesinden anlaşılır. İktidardaki AKP, kadınların değerini kaç çocuk yaptıklarına göre belirliyor. Kadınların yarısı evliliği sırasında ağır şiddet görmüş durumda. Kadın ölümleri giderek artıyor. Tüm bunlar dinin gerici, aydınlanma karşıtı varyasyonu adına yapılıyor. Buna verilecek en doğru ad dini faşizm. Alman hükümetleri geçmişte de dinsel faşist rejimlerle dostane ilişkiler sürdürdüler.'' Daha sonra Mezopotamya topraklarının, doğasının, insanın kendine has güzelliklerini derinliklerden çıkararak temburun o güzelim ritmi eşliğinde dinleyicisi ile buluşturan Cemil Qoçgiri sahne aldı. Alman dinleyicilerin çoğunlukta olduğu salonda 800 kişi vardı. Zazaca, Kürtçe, Türkçe seslendirdiği her parça Alman dinleyicilerin alkışını kazandı. Uluslararası Af Örgütü Amnesty International gecede bilgilendirme masası açarak tutsak edilmiş gazetecilerle dayanışmak için imza topladı. Alman yazar Wolfgang Ferchl ve diğer konuklar sahneye çağrılarak, törene katılamayan Aslı Erdoğan’a ödülü temsili olarak verildi. Bütün salon elinde tutsak yazar ve gazetecilerin isimleri yazılı dövüzleri yukarı tutarak ayağa kalktı. Alkışlar elinde tek silahı olan kalemi ve yüreğinde dökülenler olan Aslı Erdoğan’a. Alkışlar barış ve özgürlüğe. Alkışlar bütün tehditlere rağmen insanlık kazanacak diyen Aslı Erdoğan'a. Gecenin ilerleyen saatinde, bu kez kabaretist Peter Grohmann sahneye davet edildi. Grohmann konuşmasında “Gazeteciler, dünya çapında halkların haber alma hakkını ve basın özgürlüğünü engellemek üzere baskı ve şiddete maruz kalmakta, tutuklanmakta ya da öldürülmektedir. Öncelikle bu zor koşullarda mesleğini icra eden ve dünyanın neresinde olursa olsun engellenen, yaptırımlara uğrayan ya da takibata uğrayan tüm gazetecilerle dayanışma içindeyiz. Irkçılığa ve milliyetçiliğe karşı ortak yaşamı savunmaya devam edeceğiz.'' dedi. 14 yıldır düzenli olarak barış için mücadele eden değişik şahsiyetlere verilen ödülün galası, sanatçı ve yazarların hep birlikte fotoğraf çektirmesiyle sona erdi. ]]> Tarih ve Siyaset Thu, 14 Dec 2017 10:16:45 GMT http://www.ibna.ir/tr/doc/report/255566/aslı-erdoğan-a-stuttgart-ta-barış-ödülü ''Battalname'' İlk Kez Farsça'da http://www.ibna.ir/tr/doc/report/253728/battalname-ilk-kez-farsça-da İran Kitap Haber Ajansı (İBNA) – Battalname İran'da ilk kez Milad Jaferipour'un düzeltmesi ve çabaları ile yayınlandı. Battal kelimesi pehlivan ve kahraman kimse anlamına geliyor ve Türk ve Türkmen kavimlerin verdiği savaş ve mücadelelerin destanını anlatıyor. Destan aslında Seyyid Battal Gazi'ye ait kahramanlık hikâyelerini içine alan bir eserdir. Battal Gazi, 8. yüzyılda Emevilerin Anadolu'da Bizanslılara karşı açtıkları savaşlarda "Battal" (kahraman) lakabıyla ün kazanmış Müslüman bir Arap kumandanı olup asıl adı Abdullah'tır. Bu Müslüman kumandan hakkında söylenen kahramanlık hikâyeleri ve menkıbeler, 11. yüzyıldan itibaren Türkler arasında büyük rağbet görmeye başlamış ve Battal Gazi, gazi-velî hüviyetiyle yüceltilerek destan kahramanı haline getirilmiştir. Battalname,eskiden itibaren Türk, Fars ve Arap kültüründe önemli bir yere sahipti ama bugüne kadar bu eser İran’da yayınlanmamıştı. Milad Jaferipour'un bu eseri Tacikistan'da saklanan ve eserin Türkçe’den Farsça’ya çevirisini içeren bir nüsha üzerinden yapmıştır. 12. yüzyılda Dânişmendliler Devleti’nin gazi hükümdarları da Haçlılar ve Bizanslılar’a karşı çetin mücadeleler verdikleri için, yaptıkları bu gazâlar halk arasında Emevî-Bizans ve Abbasî-Bizans savaşlarının devamı gibi gösterilmiş ve bu devirde geçen olaylar da Battal Gazi Destanı’na ilâve edilmiştir. Böylece, 12. ve 13. yüzyıllarda Dânişmendliler Devleti bünyesinde nesir halinde yazıya geçen “Battalnâme” adındaki Türkçe destan bu şekilde meydana gelir. Yazıya ne zaman ve kimin tarafından geçirildiği bilinmeyen ve Türkçe’de çok çeşitli yazma ve basma nüshaları bulunan eser Türk halkı arasında büyük rağbet görmüş, bazı hikâyeler saz şairleri tarafından çeşitli meclislerde şifâhen (ağızdan, sözle) okunarak yayılması sağlanmıştır. Destanın esas kahramanı Battal Gazi tipi ayrıca bazı din kitaplarına, Yeniçeri Ocağı’nda okunan destanî hikâyelere ve bazı tasavvufî şiirlere kadar da girmiştir. Battal Gazi Destanı, daha sonra, 18. yüzyılda Dârendeli Bekaî adlı bir halk şairi tarafından manzum olarak ve 7000 beyit halinde yeniden kaleme alınmıştır. Destanın esas hikâyesi, idealist bir İslâm cengâverinin olağanüstü olaylarla dolu macerasından ibarettir. Hikâyenin aslî kahramanı ise, İslâm dini uğrunda sadece Rumlar ve diğer kâfirlerle değil, cinler, devler, cadılar ve ifritlerle de çarpışmak zorunda kalır. Hikâyede ayrıca Battal Gazi’nin atı “Aşkar Devzâde” de önemli bir yer tutar. Türk edebiyatı tarihinde Türkler’in İslâmiyet’i kabul ettikleri ve yerleşik medeniyete geçtikleri dönemin yazılı ürünü olması bakımından ayrı bir önemi olan destanda, önceki dönemin alp tipi yerine, bu defa İslâm uğrunda gazâ eden gazî ve velî tipi geçer. ]]> Tarih ve Siyaset Sat, 04 Nov 2017 12:57:35 GMT http://www.ibna.ir/tr/doc/report/253728/battalname-ilk-kez-farsça-da ​''Câmi'ut-Tevârîh'' Dünya Miras Listesi'nde http://www.ibna.ir/tr/doc/report/253551/câmi-ut-tevârîh-dünya-miras-listesi-nde İran Kitap Haber Ajansı (İBNA) -  Modern anlamda ilk dünya tarihi kitabı kabul edilen bu eser, 1247-1318 yılları arasında yaşayan İlhanlı hükümdarı Gazan Han'ın emri ile veziri Reşîdüddîn tarafından oluşturmuştur. Dönemin Ortaçağ Avrupası,İslam Dünyası,Asya coğrafyasını bir araya toplayan eserde Âdem ve oğulları,İslam öncesi Pers hükümdarları,Hz. Muhammed ve Halifeler, Fars'da İslami hanedanlıklar (Gazneliler, Harezm şahları, İsmailler)Türkler,Çinliler,Yahudiler, Frenkler,Hintler gibi konuları içerir. Eserde tarihi süreçler savaşlar,sosyal yaşam,günlük kıyafetler yeme içme kapları, savaş aletleri gibi bir çok Orta çağ detayı incelenebilir.  Bu eser Türkiye’de de yayımlanmıştır. Kitabın tanıtım bülteninde şöyle okuyoruz; '' Eser üzerindeki ilk çağdaş/modern çalışmalar, birçok emsâlinde olduğu gibi Batılı araştırmacılar tarafından yapılmıştır. Avrupa, Amerika, Rusya, İran, Hindistan ve Arap dünyasında da büyük ilgi gören eserin, St. Petersburg, Bakü, Leningrad, New York, Tahran, Delhi ve Kahire'de yayımlanmış birçok neşri ve muhtelif dillere tercümeleri bulunmaktadır. Ülkemizde ise esere gereken ilginin gösterildiğini söylemek zordur. Birçok araştırmacı tarafından istifade edilmesine rağmen eserin Ahmet Ateş'in yayımladığı Gazneliler ve Selçuklular bahsi dışında başka bir bölümünün veya tamamının neşri mevcut olmadığı gibi, çok yakın bir zamanda Türk Tarih Kurumu tarafından yayımlanmış olan İlhanlılar bahsi dışında Türkçe tercümesi de bulunmamaktadır. Elinizdeki bu kitap, Câmi'ü't-Tevârîh'in ikinci cildinde yer alan Zikr-i Târîh-i Âl-i Selçuk tercümesinin gözden geçirilmiş ve tashih edilmiş yeni baskısıdır. Tercümenin yanında Reşîdü'd-dîn'in Selçuklularla ilgili verdiği malumat, döneme ait diğer kaynaklarla karşılaştırılarak ilâve bilgiler ve notlar eklenmiş, metinde geçen tarihî hadiseler, tabir ve terimler ayrıntılı bir şekilde açıklanmıştır. Bu bakımdan elinizdeki kitabın sadece bir tercüme değil, başlı başına bir araştırma/inceleme eser olduğu söylenebilir. Türk tarihinin temel kaynaklarından biri olan Câmi'ü't-Tevârîh'in, emsâli birçok eser gibi muhtelif dillere tercüme edilmesine rağmen bugüne kadar Türkçeye çevrilmemiş olması büyük kayıptır. Bu durumun temel sebebi, ülkemizde bu eserleri tercüme edecek filolog, tarihçi ve yazarların bulunmaması değil, hakkıyla yapılmış tercüme çalışmalarının bile harcanan mesaiye, sarf edilen bin bir emeğe ve gösterilen dikkat ve titizliğe rağmen hak ettiği ilgi ve değeri görmemesidir. Bütün insanlığın ortak mirası olarak kabul edilen evrensel değerlere sahip kültürel ve doğal varlıkları dünyaya tanıtmak, toplumda söz konusu evrensel mirasa sahip çıkacak bilinci oluşturmak ve çeşitli sebeplerle bozulan, yok olan kültürel ve doğal değerlerin yaşatılması için gerekli işbirliğini sağlamak amacıyla UNESCO'nun 17 Ekim – 21 Kasım 1972 tarihleri arasında Paris’te toplanan 17. Genel Konferansı kapsamında, 16 Kasım 1972 tarihinde “Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunmasına Dair Sözleşme” kabul edilmiştir. 14.04.1982 tarih ve 2658 sayılı Kanunla katılmamız uygun bulunan bu Sözleşme, 23.05.1982 tarih ve 8/4788 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla onaylanarak, 14.02.1983 tarih ve 17959 sayılı Resmî Gazete'de yayınlanmıştır.   Uluslararası önem taşıyan ve bu nedenle takdire ve korunmaya değer doğal oluşumlara, anıtlara ve sitlere ''Dünya Mirası'' statüsü tanınmaktadır. Sözleşmeyi kabul eden üye devletlerin UNESCO'ya başvurusuyla başlayan ve Uluslararası Anıtlar ve Sitler Konseyi (ICOMOS) ve Uluslararası Doğayı ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği (IUCN) uzmanlarının başvuruları değerlendirmesi sonunda tamamlanan bir işlem dizisinden sonra aday varlıklar Dünya Miras Komitesinin kararı doğrultusunda bu statüyü kazanmaktadır.   2017 yılı itibariyle Dünya genelinde UNESCO Dünya Miras Listesi’ne kayıtlı 1073 kültürel ve doğal varlık bulunmakta olup bunların 832 tanesi kültürel, 206 tanesi doğal, 35 tanesi ise karma (kültürel/doğal) varlıktır. Her yıl gerçekleşen Dünya Miras Komitesi toplantıları ile bu sayı artmaktadır. ]]> Tarih ve Siyaset Tue, 31 Oct 2017 08:19:25 GMT http://www.ibna.ir/tr/doc/report/253551/câmi-ut-tevârîh-dünya-miras-listesi-nde İran Son Asırlarda Hiçbir Zaman bu Kadar Güçlü Olmamıştı http://www.ibna.ir/tr/doc/naghli/252940/iran-son-asırlarda-hiçbir-zaman-bu-kadar-güçlü-olmamıştı     İBNA’nın haberine göre Zaim Züfunun adlı oturum ve “Ayetullah Hamenei’nin Düşünce Yapısı” adlı eserin tanıtılma töreni dün Pazartesi 17 Ekim 2017 itibariyle İslami Azad Üniversitesi’nin kütüphanesinde düzenlendi. Dr. Ali Akbar Vilayeti, Dr. Ferhat Rehber, Huccetülislam Hüsrevpenah ve Ayetullah İrşad törene katılan isimler arasındaydı.     Ali Akbar Vilayeti yaptığı konuşmada Ayetullah Hamenei’nin 8 yıllık cumhurbaşkanlığı ve ondan sonraki liderlik döneminde İran İslami Cumhuriyeti’nin elde ettiği kazançlara değinerek İran’ın Safeviler döneminden sonra böyle bir güç yaşamadığının altını çizdi.   Vilayeti: dostlar ve düşmanların ettiği tanıklığa dayanarak, bugün İran bölgenin en önemli ve etkin  ülkelerinden biridir ve bu güç Ayetullah Hamenei’nin yönetimi ve politikaları sayesinde gerçekleşmiştir. Hamenei verdiği savaşlar döneminde  kendi yazdığı eserlerin yanısıra Müslüman Kardeşler liderlerinden eserler çevirmiştir. İran Lideri Devrim’den sonra da özgü bakış açısıyla ülkenin bağımsızlığını kuvvetlendirecek adımlar atmıştır.   Ayetullah Hamenei’nin Dış Politika Danışmanı “batılaşma akımı özellikle ilk dünya savaşından sonra İran’da ilerledi; o kadar ki birçok entellektüleimiz batı kültürünü tamamen benimseniş durumdaydı. Ama Celal Al-i Ahmed gibi bazı düşünürler bu akımı önlemeye ve ona karşı çıkmaya başladılar. Celal yazdığı “Batılılaşma” ve “Entellektüele Hizmet ve İhanet” adlı eserlerinde bu konuyu ele almıştır. Bu görüş hala aydınlarımız arasında var olmaktadır. Ayetullah Hamenei de istiklalı elden bırakmadan doğuya doğru yönelme fikrini ortaya atıyor. Bu istiklal silah ve ekonomi bağımsızlığını da kapsıyor” dedi.   Vilayeti: Hamenei’nin düşüncelerinde bölge gelişimi de önemli konulardan biri, ayrıca kendileri İran’ın savunma sınırlarının coğrafiya hatlarının ötesine geçmesi gerektiğini düşünüyorlar.     Bölgenin bu karmaşık döneminde ülkemizin huzur ve emniyet içerisinde olduğunu vurgulayan Vilayeti bu güvenin liderimizin dahiyane fikirleri ve halkın eşliği olmadan mümkün olamayacağını söyledi.     ]]> Tarih ve Siyaset Tue, 17 Oct 2017 09:50:59 GMT http://www.ibna.ir/tr/doc/naghli/252940/iran-son-asırlarda-hiçbir-zaman-bu-kadar-güçlü-olmamıştı ​''Edward Browne ve İran'' Masaya Yatırılacak http://www.ibna.ir/tr/doc/report/251872/edward-browne-ve-iran-masaya-yatırılacak İran Kitap Haber Ajansı (İBNA) – Şehr-i Kitap Kurumu haftalık toplantıları kapsamında, Salı günü (12 Ağustos) Hüseyin Cevadi'nin kaleme aldığı ''Edward Browne ve İran'' adlı eseri masaya yatıracak. Yeni yayınlanan eseri İraj Parsinejad, Mahmud Caferi ve Tehmures Sacedi eleştirecekler. İngiliz şarkiyatçısı Edward Granville Browne 7 Şubat 1862 de Gloucestershire'de doğdu. Cambridge'te, Eton ve Pembroke kolejlerinde tıp öğrenimi gördü. 1887'de doktor olduysa da bu mesleği icra etmedi. 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında henüz on altı yaşında iken Ruslar'a karşı beslediği antipatinin yanında Türkler'e karşı, gösterdikleri kahramanlık ve şecaate hayran kalarak Osmanlı ordusunda görev almayı isteyecek ve Plevne'nin düşmesine bir Türk kadar üzülecek derecede sevgi duymaya başlamış, böylece haklarında o zamana kadar hiç bilgisinin olmadığı Doğu ülkelerine, özellikle Türkiye'ye ve Türkler'e karşı kendisinde büyük bir ilgi uyanmıştı. Bu ilgi ve sempati onu önce Türkçe, arkasından da Cambridge'te bir yandan tahsiline devam ederken bir yandan da Arapça, Farsça ve Hintçe öğrenmeye yöneltti. Bu arada üzerinde çalıştığı dillerin konuşulduğu ülkelerin din, tarih, edebiyat tarihi ve siyasî, sosyal durumları ile de ilgilendi. 1884 yılında İstanbul'da uzun bir tatil yaptı. 1887'de tıp öğrenimini bitirince Pembroke Koleji'ne intisap etti ve böylece kendini tamamen şarkiyat çalışmalarına verebilme imkânını buldu. Aynı yıl İran'a gitti ve seyahat intibalarını 1893'te Londra'da basılan ''A Year Amongst the Persians'' adlı kitabında yayımladı. Ülkesine dönüşünde (1888) Cambridge'e Farsça okutmanı tayin edildi; 1902 yılında da aynı üniversitede C. Rieu'nün yerine Arapça profesörü oldu. Brovvne, XIX. yüzyılda İran'da ortaya çıkan Bâbîlîk ve Bahâîlik hareketlerine yakın ilgi duydu ve bu mezheplerin ileri gelenleriyle münasebet kurdu. 1889'da Bâbîliği tanıtan bir makale yazarak ''The Journal of the Royal Asiatic Society''nin yazı kadrosuna giren Brovvne burada fasılalarla çalıştı ve 1922'de de müdür yardımcısı oldu. Bu arada Bâbîlik ve Bahâîliğin tarihiyle ilgili olarak Abdülbahâ tarafından yazılan eseri tercümesiyle birlikte neşretti (A Traueller's Piarrati- ue Written to Htustrate the Episode of the Bab,I-II, Cambridge 1891). Aynı zamanda British Academy ile Royal College of Physicians'da öğretim üyeliği yapıyordu. Bu sıralarda, içinde İran vatan şiirlerinden güzel örnekler bulunan ''The Press and Poetry of Modern Persia'' (Cambridge 1914) ve ''The Persian Revolution of 1905-1909'' (London 1966) adlı kitaplarını da hazırladı. Browne 1901'de, yakın dostu ünlü Türkolog E. J. W. Gibb'in ölümü üzerine, onun yarım kalan ''A History of Ottoman Poetry'' adlı eserinin ilk cildi dışındaki beş cildinin ikmal ve neşrini üzerine aldı. Aynı zamanda kendisine, Gibb'in hâtırasını canlı tutmak için annesi tarafından kurulan ve ''Gibb's Memorial Series'' adı altında çoğunlukla Arap ve Fars edebiyat ve tarihlerine dair ana kitapları neşreden vakfın yönetimi verildi. Bu faaliyetleri arasında, Cambridge Üniversitesi'nin kütüphanesinde mevcut İslâmî el yazmaları için hazırladığı ve 1896-1922 yılları arasında çeşitli tarihlerde yayımladığı dört ciltlik ''Descriptive Catalogue of the Orierıtal Manuscripts'' adlı katalogu ile yine dört ciltlik ''A Literary History of Persia'' (Cambridge 1902-1924) adlı eserinin çalışmalarını da kesintisiz devam ettirdi. Brovvne 1900'ün ilk aylarında başlayıp 1924'e kadar uzun yıllar sürdürdüğü büyük bir gayret, dikkat, emek ve sebatın ürünü olan ve bugüne kadar yapılmış benzerlerinin arasında ilk ve en mükemmeli teşkil etme özelliğini hâlâ koruyan son ve en büyük eseri ''A Literary History of Persia''yı, İran'ı ve İranlılar'ı bilhassa kültürel ve edebî yönle¬riyle en eski devirlerinden itibaren modern zamanlara kadar tanıtmak için ka¬leme almıştı. Aslında bu eserini bir cilt halinde hazırlamayı tasarlamışken konunun buna imkân vermeyecek kadar geniş ve yüklü oluşu, kendisini aşağıdaki gibi dört ciltlik bir plan yapmaya sevketmiştir: 1. En eski devirlerden Firdevsiye kadar olan dönem. 2. FirdevsFden Sa'dî'ye kadar olan dönem 3. İlhanlılar'dan (1265- 1337) Safevîler'e (1405-1502) kadar olan dönem. 4. Safevîier'den 1900'lere kadar olan dört asırlık dönem.  5 Ocak 1926'da Cambridge yakınlarında ölen Brovvne, İslâm medeniyetlerini kendi ülkesinde ve Batı'da ilk ve en iyi biçimde tanıtan araştırmacılardan biri olmuştur. Çalışmalarında zaman zaman belirttiği üzere gerek mektuplaşmalar gerekse karşılıklı ziyaretlerle yakın temas ve arkadaşlık kurduğu birçok Türk, İranlı ve Arap ilim adamı vasıtasıyla orijinal kaynakları görebilme imkânını bulduğu gibi bu âlimlerin fikirlerinden de en iyi şekilde istifade etmiştir. Bunlar arasında özellikle Rıza Tevfik Bölükbaşı ile aslen İranlı olan edip Hüseyin Dâniş'i zikretmek gerekir.   ]]> Tarih ve Siyaset Mon, 11 Sep 2017 07:16:50 GMT http://www.ibna.ir/tr/doc/report/251872/edward-browne-ve-iran-masaya-yatırılacak ​Pakistan'daki Farsça El Yazmalı Eserlerin Listesi Yayınlandı http://www.ibna.ir/tr/doc/tolidi/251746/pakistan-daki-farsça-el-yazmalı-eserlerin-listesi-yayınlandı İran Kitap Haber Ajansı (İBNA) - Yazılı Miras Araştırma Enstitüsü uzun zamandır üzerinde çalıştığı ''Pakistan'daki Farsça El Yazmalı Eserlerin Listesi'' tamamladı ve bir kitapta yayınladı. Eser Pakistan halk ve özel kütüphanelerinde veya koleksiyonlarda bulunan 8000 Farsça el yazmanın bilgilerini içeriyor. Yazılı Miras Araştırma Enstitüsü 100.haftalık toplantısında bu eseri tanıtacak. Toplantıda bu proje üzerine çalışan Mustada Derayeti, Seyyid Abdulrıza Musevitabar ve Dr.Arif Nevşahi konuşma yapacaklar. Kitabın tanıtım toplantısı 11 Eylül Çarşamba günü, saar 16:30'dan itibaren Tahran, İnkılap cad. Ferdin binasında bulunan Yazılı Miras Araştırma Enstitüsü'nün ofisinde gerçekleşecektir.   ]]> Tarih ve Siyaset Tue, 05 Sep 2017 09:43:13 GMT http://www.ibna.ir/tr/doc/tolidi/251746/pakistan-daki-farsça-el-yazmalı-eserlerin-listesi-yayınlandı ​İran Kültürü Osmanlı İmparatorluğuna Hakimdi http://www.ibna.ir/tr/doc/report/251293/iran-kültürü-osmanlı-imparatorluğuna-hakimdi İran Kitap Haber Ajansı (İBNA) - Prof.Dr.Halil İnalcık'ın kaleme aldığı ve deneyimli çevirmen Abdulali Espahbodi'nin Farsça'ya tercüme ettiği ''Osmanlı İmparatorluğu Klasik Çağ (1300-1600)'' adlı eser dün (22 Ağustos) Hücettülislam Muhammed Rıza Zaeri ve Golam Rıza İmami'nin katılımı ile İran Kitap Evi Kurumu'nun Seray-e Ahl-e Kalem salonunda masaya yatırıldı. İmami merhum Prof.Dr.Halil İnalcık hakkında; ''Prof. İnalcık çok derin bir bilgi ve çok boyutlu bir karaktere sahipti. Türk bir arkadaşım Prof. İnalcık hakkında; 10 bin Osmanlı senedini Kanada Üniversitesine bağaşlayan İnalcık gibi bir hoca bir daha gelmedi ve gelmeyecekmiş.'' Demişti bana. Büyük bir tarihçi olan Halil İnalcık'ın İran Kültürüne ilgi duyduğunu söyleyen İmami; ''Kendisi ile tanıştığımda hoca 100 yaşındaydı. Aklı başında, herşeyi hatırlayan ve akıcı bir şekilde konuşan biri ile karşılaştığım zaman çok şaşırdım. Görüşmemizden birkaç ay sonra gözlerini hayata yumdu. Hoca 1916 yılında İstanbul'da doğdu. 1936 yılında Ankara Üniversitesi Dil, Tarih ve Coğrafya Fakültesi Yeni Çağ Tarihi bölümünde yüksek öğrenimine başladı. 1940 yılında mezun olduktan sonra fakültede asistan olarak kaldı.1942 yılında Tanzimat ve Bulgar Meselesi adlı doktora tezini veren Halil İnalcık, Türkçe dışında Farsça, Arapça, İngilizce, Fransızca ve İngilizce dillerine de hakimdi.'' Açıklamasını yaptı. İmami sözlerinin devamında; '' Prof. İnalcık'ın İran Kültür ve Tarihine büyük bir ilgi ve saygısı vardı. İnalcık'a göre İran kültürü binlerce yıllık bir geleneğe sahipti ve Osmanlı kültür ve hatta devlet idaresinde İran geleneklerine devam ettirmişti. Hoca bir yazısında; ''Osmanlı mezhep konusunda farklı olsa de, devlet işlerini ve bürokrasi sistemini İranlı katipler yürütüyordu.'' demişti.'' Dedi. İmami sözlerinin devamında İran kültürünün dünyaya bıraktığı etki hakkında; '' Belki siyasi ve askeri bir güç olarak dünyada hakimiyetimizi sürdüremedik ama şovenizm kavramından uzak, İran, kültürel olarak tarih boyunca başarılı bir ülke olmuştur. Örneğin Topkapı sarayında yazılan birçok şiir Farsça'dır. İran Kültür ve Fars dili Osmanlı hükümetinde önemli bir yere sahipti. İnalcık bu kitabında İranlı şair Câmî'nin Fatih Sultan Mehmed 5 bin altınlık teklifini nasıl reddettiğini anlatarak İranlıların vatanseverliğine değiniyor.'' Dedi. Üsta çevirmen sözlerinin devamında; ''İnalcık, İran Kültürünün Osmanlı İmparatorluğunda hakim bir kültür olduğunu düşünüyordu. İran belki askeri gücü ile bazı ülkeleri fethetmedi ama kültürü ile uluslerın içine sızdı ve kültür ve tarihlerinde yer etmeye başardı.'' Açıklamasını yaptı. Programın devamında eserin çevirmeni Abdulali Espahbodi Osmanlı tarihine duyduğu ilgiyi dile getirerek; ''Osmanlı tarihine bilmek çok önemlidir. Çünkü Osmanlı imparatorluğu İran'ın en büyük ve güçlü komşusu olmuştur. Osmanlı bir duvar gibi İran'ın batıl ile yakınlaşmasını engellemiştir. Ayrıca Safevi hanedanından sonra bitmeyen bir rekabet içerisine girerek, uzun yıllar birbirleri ile savaşmışlar. Hatta Fars edebiyatı bile, Osmanlı hükümetinde özel bir yere sahipti.'' Dedi. Eserin çevirmeni açıklamalarının devamında; ''İnalcık İran kültürüne duyduğu tüm saygıya rağmen bence bu eserinde İran kültürünün hakkını vermemiştir. İnalcak bu kadar kapsamlı bir eserde Fars edebiyatının Osmanlı Kültürü üzerine birkatığı etkiye de bir yer vermeliydi. Örneğin hoca İbn-i Sina'yı Türk bilimadamı ve Taberî'yi Arap tarihçi olarak tanıtır ki bu yanlış. Osmanlı devletinin tüm Bürokrasi'sini İranlı katipler yürütüyordu ama İnalcık eserinde sürekli yakın doğu Bürokrasi sistemi terimini kullanmıştır.'' Dedi. Hücettülislam Muhammed Rıza Zaeri ise eser hakkında; ''Osmanlı İmparatorluğu Klasik Çağ (1300-1600)'' kitabı çok kapsamlı ve detaylı olmasına rağmen sıradan okurlar için de ilgi çekici olabilir ve herkes bu eseri okuyarak zevk alabilir. Osmanlı tarihini bitmiş bir dönemin tarihi olarak görmemeliyiz çünkü Türkler Osmanlı devletini yeniden ihya etmeye çalışıyorlar, bunun için de biz Osmanlı tarihini okumalı ve bilmeliyiz.'' Dedi. ''Osmanlı İmparatorluğu Klasik Çağ (1300-1600)'' adından da anlaşılacağı üzere Osmanlı Devleti’nin kuruluşundan gerileme yıllarına tekabül eden 1600’lü yıllara kadar meydana gelen siyasi olaylardan söz etmektedir. Ancak bu kitapta siyasi tarih dışında Osmanlı devlet teşkilat, ekonomik ve toplumsal yaşamı ile din ve kültür yapıları da ele alınmıştır. Halil İnalcık, kendine özgü üslubuyla konuya derinlemesine girmeden kısa ama öz bilgi ile okuyucuyu sıkmadan değerli bilgiler aktarmaktadır. Eserde genel olarak ilk başlarda çok etkili olan Ortadoğu devletlerine özgü kurumların 16. yy'ın sonlarında, Avrupa'nın ekonomik ve askeri üstünlüğü karşısında miyadını doldurduğunu ve gereken düzenlemenin yapılamadığı için Osmanlı Devleti'nin nasıl yavaş yavaş dağıldığını aktarıyor.   Kitabın arka kapağında şöyle okuyoruz: ''Bir sınır beyliğiyken İslam dünyasının en güçlü devletine dönüştü Osmanlı İmparatoruğu. XVII. yüzyılda Avrupa'dan yana dönen dengeyle birlikte 1920'lere dek süren Batı bağımlılığı başladı. Kuşku yok ki bu serüvenin en görkemli dönemi 1300 ve 1600 yılları arasındaki Klâsik Çağ oldu. Yaşayan en büyük Osmanlı tarihçisi Halil İnalcık, 1973'te ilk kez İngilizce yayımlanışının ardından çevrildiği tüm dünya dillerinde geniş yankılar uyandıran bu incelemede, benzersiz bir dönemin olası en bütüncül ve en yetkin betimlerinden birini sunuyor. Osmanlı'nın siyasi ve kurumsal yapılarının derinlemesine çözümlemelerini, din ve ticaret ilişkileri, yönetim ve toplumsal yapılanma üzerine kapsamlı açıklamalar ve eksiksiz bir Osmanlı kronolojisi izliyor.''   ]]> Tarih ve Siyaset Tue, 22 Aug 2017 06:42:28 GMT http://www.ibna.ir/tr/doc/report/251293/iran-kültürü-osmanlı-imparatorluğuna-hakimdi Muhammed Solgi Kültür Bakanlığına Geçti http://www.ibna.ir/tr/doc/tolidi/251252/muhammed-solgi-kültür-bakanlığına-geçti İran Kitap Haber Ajansı (İBNA) – Dün meclisten güven oyu alarak İran'ın yeni Külütr ve İslami İrşad bakanı seçilen Seyyid Abbas Salehi, ilk iş olarak Muhammed Solgi'yi geçici olarak bakanlığın kültür işlerinden sorumlu yetkilisi olarak atadı. Muhammed Solgi 2015 yılında dönemin Kültür Bakanı Ali Cenneti tarafından bakanlığın Kitap ve Kitap Okumayı Geliştirme dairesinin başkanı olarak tayin edilmişti. 1966 doğumlu Muhammed Solgi, psikoloji doktorasına sahiptir. Üniversite Yayınları genel müdürlüğü, 26.Uluslararası Tahran Kitap Fuarı Üniversite yayıncıları bölümü sorumlusu, Üniversite yayıncıları derneği üyesi Solgi'nin çalıştığı bazı görevlerdir.   ]]> Edebiyat Mon, 21 Aug 2017 08:01:09 GMT http://www.ibna.ir/tr/doc/tolidi/251252/muhammed-solgi-kültür-bakanlığına-geçti Seyyid Abbas Salehi Yeni İran Kültür ve İslami İrşad Bakanı Oldu http://www.ibna.ir/tr/doc/report/251220/seyyid-abbas-salehi-yeni-iran-kültür-ve-islami-irşad-bakanı-oldu İran Kitap Haber Ajansı (İBNA) – Cumhurbaşkanı Dr.Hasan Ruhani'nin Kültür Bakanlığı için önerdiği isim olan Seyyid Abbas Salehi bugün (20 Ağustos) İran İslami Şura Meclisi'nde yapılan oylamada milletvekillerinden güven oyu alarak, İran'ın yeni Kültür ve İslami İrşad Bakanı oldu. Salehi Dün (19 Ağustos) Meclis'te planlarını sunan ve milletvekillerin sorularını yanıtlayan Salehi geçtiğimiz dört yıl içersinde de Kültür Bakanı yardımcısıydı. Eski kültür bakanı Ali Cenneti'nin istifa ettiği süreçte geçici olarak bakanlığı sorumluluğusu olan Salehi, sanat ve edebiyat dünyasında sevilen bir isimdir. Salehi 2013 yılında kültür bakanı yardımcısı seçildiğinde birçok kesim şoke oldu, çünkü Seyyid Abbas Salehi medyatik ve bilindik bir isim değildi. Hatta gazete ve haber ajansları haber yapmak için onun fotoğrafını bile zor buldular. Ama bunlar Salehi'nin tecrübesiz bir olduğu için değildi. Salehi gençlik yıllarından itibaren kültür alanında faaliyet gösteriyodu ve birçok önemli görevde bulunmuştu ama yapısı gereği hiçbir zaman röportaj veren, reklam yapan veya sansasyonel bir isim olmamıştı. Kültür Bakanlığında geçirdiği son dört yıl içersinde birçok değişiklik yapan Salehi, sanat ve edebiyat dünyasından geçer not almaya başardı ve herkesin saygı ile andığı bir isim haline geldi.Ama Seyyid Abbas Salehi Kimdir? Seyyid Abbas Salehi 1963 yılında Meşhed şehrinde dünyaya geldi. İlk okulunu meşhed'de tamamlayan salehi, eğitimini devam ettirmek için Kum şehrine gitti ve orda önemli hocalardan ders aldı. Salehi daha sonra doğduğu şehire dönerek dini eğitimini tamamladı. Salehi her zaman bir eğitmen olmanın hayalini kuruyordu, bunun için de havza'da fıkıh dersleri vermeye başladı.Daha sonra da Havza gazetesinin baş editörü olarak çalıştı. Salehi geçtiğimiz 30 yıl boyunca farklı gazeteler ve dergilerde baş editörlük yaptı. Ayrıca birçok devlet kurumunda farklı görevlerde çalışan Salehi, yaptığı işler ile adından söz ettirmeye başladı. Bugüne kadar dört kitap ve 22 makale yazan Salehi, uzun yıllar matbaa sektörü ile yakın ilişkilere sahip olma avantajı ile göreve geldi süreçte, kritik kararlar alarak, bu seköre yeni bir can verdi. Salehi, dönemin kültür bakanı Ali Cenneti'nin istifası ardında 19 Eylül 2016 yılında İran Kültür ve İslami İrşad Bakanlığına geçici sorumlu olarak atandı. O dönem Cumhurbaşkanı'nın Salehi'e bakanlığı teklif ettiğini ancak Salehi'nin bu teklifi kabul etmediği konuşuluyordu. Ama dün açıklanan önerilen bakanlar listesinde Salehi'nin ismi, onun baskılara dayanmadığını ve ülkenin kültür dümenine geçmeye hazır olduğunu gösteriyor. Ama henüz hiçbir şey belli değil. Seyyid Abbas Salehi belki de en zor aşamayı henüz geçmemiştir. Salehi bakan olmak için, planlarını meclise sunmalı ve milletvekillerini ikna ederek onlardan güvenoyu almalıdır, ki birçok uzmana göre meclis Salehi'ye olumlu bakıyor ve ülkenin kültürünü dört yıllığına ona teslim edecektir. ]]> Tarih ve Siyaset Sun, 20 Aug 2017 09:09:47 GMT http://www.ibna.ir/tr/doc/report/251220/seyyid-abbas-salehi-yeni-iran-kültür-ve-islami-irşad-bakanı-oldu İngiliz Diplomat ve Ajan Kürtler Hakkında Ne Rapor Etti? http://www.ibna.ir/tr/doc/book/251188/ingiliz-diplomat-ve-ajan-kürtler-hakkında-ne-rapor-etti İran Kitap Haber Ajansı (İBNA) – Şimdilerde araştırmacılar eski devirlerde yaşamış diplomat, tarihçı, seyyah ve gezginlerin yazdığı seyahatnamelerden diğer kaynaklardan daha fazla kullanıyorlar. Seyahatnameler nicel ve nitel açıdan farklı olup ve olaylara farklı bakış açısı ile yaklaşıyorlar bunun için de hepsini aynı kefeye koymak yanlış olur ama hepsi doğrudan gözlem sonucunda yazıldıkları için araştırmacılar için değerlidir. İngiliz Claudius James Rich'in İran-Osmanlı-Irak yolculuğu ile ilgili kaleme aldığı ''Narrative of a residence in Koordistan, and on the site of ancient Nineveh; with journal of a voyage down the Tigris to Bagdad and an account of a visit to Shirauz and Persepolis''adlı seyahatname, çok detaylı olması açısından değerlidir.Ayrıca Rich Kürtçe'ye hakimdi ve Kürtler ile çok zaman geçirmiş ve başka bir değim ile onların içine karışmıştı. Britanya'nın Bağdat Konsolosu olan Claudius James Rich henüz 1820'de Kürtler ve Nakşîler üzerine ilk eğilen kişi olmuştu. Rich, yaşadığı dönemin tipik Batılı istihbaratçılarındandı: Hem diplomat, hem şarkiyatçı bilim adamı, hem seyyah, hem de ajan… Daha İngiltere’deyken Türkçe, Farsça ve İbranice öğrenmişti. Özel yetiştirilmişti. 1804'te İstanbul ve İzmir'e, sonra da Mısır'a gitmişti. Mısır'da Arapça öğrenmişti. Hindistan'da Bombay'da kalmış ve ardından uzun süre görev yapacağı Bağdat'a yerleşmişti.   Kısacası Rich, İngilizlerin tüm operasyon bölgelerinde çalışmış, istihbarat çalışmaları yapmıştı. Fakat üzerinde esas olarak duracağı bölgeyi Bağdat'a geldikten sonra keşfetmişti: Bugünkü Irak'ın kuzeyi… Yezidîler, Kürtler, buradaki Hıristiyan topluluklar ve yeni gelişen Halidî Nakşîlik onun esas ilgi alanıydı.   Rich, 1820'de Süleymaniye'yi ziyaret eder. Görünürdeki amaç arkeolojidir fakat ilk iş olarak 1806 ve 1812 yıllarında isyan etmiş olan Babân aşireti reisleriyle görüşür. Bu gezisini ''Narrative of a Residence in Koordistan'' (Kürdistan'da Bir İkametgâhın Hikâyesi) adlı kitabında anlatır. Kitabın esas ilgi alanı Kürtlerdir. Şeyh Halid'in geniş etkisinden, Kürtlerin gözünde bir evliya olduğundan, Türkiye ve Arabistan'da 12 bin müridi olduğundan övgü ve hayranlıkla bahseder. Yine Halid için ''hem dünyevi hem de ruhani lider olarak ülkenin başına geçmeye çalışmasından'' şüphe edildiğini yazar. İngiliz ajan potansiyeli keşfetmiştir. Britanya da bu potansiyeli Rich'in raporu doğrultusunda sonuna kadar kullanacaktır… Bu Halidîliğin İngilizlerle kayda geçmiş olan ilk temasıdır. Ama anlaşılan bu ilişki Şeyh Halid'in Hindistan günlerine kadar geri gitmektedir. Bunun yanı sıra Halidîliğin devletin içine sızan kolu özellikle 1826 Yeniçeri kırımıyla Türk Ordusu'nun tasfiye edilmesinde önemli bir rol oynadı. Hatta bununla da kalmadı Türk toplumunun bugün sıkıntılarını halen çektiği ilerici-gerici bölünmesinin ve Şeriatçı siyasi hareketin temellerini de bu akım attı. Kısacası İngiliz ajan Rich, yaptığı buluşla Osmanlı-Türk toplumunun içine gerçek bir bomba bırakmıştı. Bu tarihten itibaren Osmanlı Devleti'nde yaşananlar dikkate alındığında İngilizlerin Kürt Nakşîliği ile nasıl önemli bir damar bulmuş oldukları daha iyi anlaşılır. Artık İngilizler, Osmanlı Devleti'ne daha önce edemedikleri kadar çok müdahale edeceklerdi. ]]> Tarih ve Siyaset Sat, 19 Aug 2017 10:24:24 GMT http://www.ibna.ir/tr/doc/book/251188/ingiliz-diplomat-ve-ajan-kürtler-hakkında-ne-rapor-etti ​Cumhurbaşkanı, Kültür Bakanlığı İçin Önerdiği Seyyid Abbas Salehi'nin Arkasında Durdu http://www.ibna.ir/tr/doc/report/251092/cumhurbaşkanı-kültür-bakanlığı-için-önerdiği-seyyid-abbas-salehi-nin-arkasında-durdu İran Kitap Haber Ajansı (İBNA) - İran cumhurbaşkanı Dr. Ruhani bugün meclise giderek, yeni hükümet için önerdiği bakanları milletvekillerine tanıtmaya çalıştı. Dr.Ruhani Kültür bakanlığı için aday gösterdiği Seyyid Abbas Salehi'yi kültür alanına hakim bir siyasetçi olarak tanıttı. Cumhurbaşkanı sözlerinin devamında eski bakanlar Ali Cenneti ve Salehi Emiri'den ülkeye verdikleri katkılarda dolayı teşekkür ederek; ''İlk bakanımız Ali Cenneti İran Kültür ve İslami İrşad Bakanlığında bir değişiklik yaparak, onu daha modernleştirmeye çalıştı. Onu istifasının ardından göreve gelen Salehi Emiri'de aynı yolu devam ettirdi.'' Dedi. Dr. Ruhani, Seyyid Abbas Salehi'nin son 4 içersinde bakan yardımcısı olarak birçok tecrübe edindiğini vurgulayarak; ''Sayın Salehi hem akademik ve hem dini eğitim alımış, aydın bir insandır ve ülkenin kültür akanına da hakim bir siyasetçidir.'' Dedi. Cumhurbaşkanı Ruhani seçimini savunarak; ''Benim için kültür bakanlığı çok önemlidir. Biz her kadan bir ses çıkmasına izin vermemeliyiz ve eğer ilerlemek istiyorsak kendimize bir çizgi belirlemeliyiz. Meclis bakana bazı görev ve yetkiler veriyor. Bizim de isteyimiz bu görevlerini yerine getirmek ve gerek olan yerden yetkimizi kullanmaktır ve diğer karar mercileri bizim işimize karışmamalıdır.'' Dedi. Dr.Ruhani İslam-İran yaşam tarzı ve kimliğine vurgu yaparak, İran Kültür ve İslami İrşad Bakanlığı'nın en önemli görevi İran kültürü ve bu kültür çeşitliliğini korumak olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanıhalkın kültürel faaliyetlerdeki katılımını arttırılması gerektiğini söyleyerek; ''İnsanları kültürel faaliyetler ile barıştırmak için kadın ve genç nüfustan daha çok yararlanmalı ve ayrım yapmak sızın kültürel faaliyetlerde bulunan tüm İran halkını desteklemeliyiz.'' Dedi. Ruhani sözlerinin sonunda İran'da yaşayan dini azınlıkların potansiyelinden de doğru bir planlama ve destek politikası ile yararlanması gerekildiğini ifade ederek, İran'ın daha fazla uluslararası fuarlara da katılması gerektiğini vurguladı. ]]> Tarih ve Siyaset Tue, 15 Aug 2017 11:28:56 GMT http://www.ibna.ir/tr/doc/report/251092/cumhurbaşkanı-kültür-bakanlığı-için-önerdiği-seyyid-abbas-salehi-nin-arkasında-durdu ​Erdoğan'ın Kitabı Şam Kitap Fuarı'ndan Toplatıldı http://www.ibna.ir/tr/doc/tolidi/250895/erdoğan-ın-kitabı-şam-kitap-fuarı-ndan-toplatıldı İran Kitap Haber Ajansı (İBNA) – Suriye yayıncılar birliği başkanı Haytham Hafız bu haberi duyurarak: ''Türkiye cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan ve ülkenin siyasi durumu hakkında yazılan  "Şeyhül Reis: Recep Tayyip Erdoğan'' isimli kitabı izinsiz 29.Uluslararası Şam Kitap Fuarı'nda sergilendiği için toplatıldı.'' Dedi. Bu habere yer veren Al-Bawaba News, kitabın toplanmasının halk tarafından bir tepki görmediğini ve sadece medyanın bu habere ilgi gösterdiğini yazdı. Çağdaş Türkiye'nin siyasi durumunu açıklayan ve farklı dönemleri birbiri ile kıyaslayarak, cumhurbaşkanı Erdoğan'ın siyasi hayatına değinen ''Şeyhül Reis: Recep Tayyip Erdoğan'' isimli eser 2010 yılında Dar'ul kitap yayınevi tarafından yayınlanmıştı. Haytham Hafız bu kitabın toplanma sebebini, Dar'ul kitap yayınevi tarafından bildirilmemiş olmasını gösterdi ve bu kararın arkasında siyasi bir nedenin olmadığını savundu. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Necah el Attar pazartesi akşam (7 Ağustos) Şam'daki Esad Kütüphanesinde 29. Kitap Fuarının açılışını yaptı. Cumhurbaşkanı Beşşar el Esad'ın riayeti altında düzenlenen ve 12 Ağustos tarihine dek sürecek olan kitap fuarına yerel yayım evlerinin yanı sıra Danimarka, Rusya, İran, Lübnan, Irak, Mısır, Filistin, Ürdün ve Suudi Arabistan’dan 40 kitap evi katılıyor. Kitap fuarının açılışına enformasyon ve kültür bakanlarının yanı sıra sivil toplum faaliyetleri ve geniş halk kitleleri katıldı.   ]]> Dünya Wed, 09 Aug 2017 09:43:57 GMT http://www.ibna.ir/tr/doc/tolidi/250895/erdoğan-ın-kitabı-şam-kitap-fuarı-ndan-toplatıldı ​Dr.Ruhani'nin Kültür Bakanlığı İçin Öneridiği İsim, Seyyid Abbas Salehi Kimdir ? http://www.ibna.ir/tr/doc/report/250881/dr-ruhani-nin-kültür-bakanlığı-için-öneridiği-isim-seyyid-abbas-salehi-kimdir İran Kitap Haber Ajansı (İBNA) – Cumhurbaşkanlığı seçimleri biter bitmez herkes yeni hükümette kimlerin yer alacağını konuşuyorudu, çünkü herkes biliyordu ki Dr.Ruhani eski kabinesinde köklü bir değişiklik yapmayı düşünüyor. İran Kültür ve İslami İrşad Bakanlığı için ilk günden itibaren de Seyyid Abbas Salehi'nin ismi geçiyordu. Dört yıldır Kültür Bakanlığı'nın kültür işlerinden sorumlu yardımcısı olan ve eski kültür bakanı Ali Cenneti'nin istifa ettiği süreçte geçici olarak bakanlığı sorumluluğusu olan Salehi, sanat ve edebiyat dünyasında sevilen bir isimdir. Salehi 2013 yılında kültür bakanı yardımcısı seçildiğinde birçok kesim şoke oldu, Çünkü Seyyid Abbas Salehi medyatik ve bilindik bir isim değildi. Hatta gazete ve haber ajansları haber yapmak için onun fotoğrafını bile zor buldular. Ama bunlar Salehi'nin tecrübesiz bir olduğu için değildi. Salehi gençlik yıllarından itibaren kültür alanında faaliyet gösteriyodu ve birçok önemli görevde bulunmuştu ama yapısı gereği hiçbir zaman röportaj veren, reklam yapan veya sansasyonel bir isim olmamıştı. Kültür Bakanlığında geçirdiği son dört yıl içersinde birçok değişiklik yapan Salehi, sanat ve edebiyat dünyasından geçer not almaya başardı ve herkesin saygı ile andığı bir isim haline geldi.Ama Seyyid Abbas Salehi Kimdir? Seyyid Abbas Salehi 1963 yılında Meşhed şehrinde dünyaya geldi. İlk okulunu meşhed'de tamamlayan salehi, eğitimini devam ettirmek için Kum şehrine gitti ve orda önemli hocalardan ders aldı. Salehi daha sonra doğduğu şehire dönerek dini eğitimini tamamladı. Salehi her zaman bir eğitmen olmanın hayalini kuruyordu, bunun için de havza'da fıkıh dersleri vermeye başladı.Daha sonra da Havza gazetesinin baş editörü olarak çalıştı. Salehi geçtiğimiz 30 yıl boyunca farklı gazeteler ve dergilerde baş editörlük yaptı. Ayrıca birçok devlet kurumunda farklı görevlerde çalışan Salehi, yaptığı işler ile adından söz ettirmeye başladı. Bugüne kadar dört kitap ve 22 makale yazan Salehi, uzun yıllar matbaa sektörü ile yakın ilişkilere sahip olma avantajı ile göreve geldi süreçte, kritik kararlar alarak, bu seköre yeni bir can verdi. Salehi, dönemin kültür bakanı Ali Cenneti'nin istifası ardında 19 Eylül 2016 yılında İran Kültür ve İslami İrşad Bakanlığına geçici sorumlu olarak atandı. O dönem Cumhurbaşkanı'nın Salehi'e bakanlığı teklif ettiğini ancak Salehi'nin bu teklifi kabul etmediği konuşuluyordu. Ama dün açıklanan önerilen bakanlar listesinde Salehi'nin ismi, onun baskılara dayanmadığını ve ülkenin kültür dümenine geçmeye hazır olduğunu gösteriyor. Ama henüz hiçbir şey belli değil. Seyyid Abbas Salehi belki de en zor aşamayı henüz geçmemiştir. Salehi bakan olmak için, planlarını meclise sunmalı ve milletvekillerini ikna ederek onlardan güvenoyu almalıdır, ki birçok uzmana göre meclis Salehi'ye olumlu bakıyor ve ülkenin kültürünü dört yıllığına ona teslim edecektir.   ]]> Tarih ve Siyaset Wed, 09 Aug 2017 06:26:34 GMT http://www.ibna.ir/tr/doc/report/250881/dr-ruhani-nin-kültür-bakanlığı-için-öneridiği-isim-seyyid-abbas-salehi-kimdir ​Prof. Dr. Halil İnalcık'ın ''Osmanlı İmparatorluğu Klasik Çağ (1300-1600)'' Adlı Eseri Farsça'da http://www.ibna.ir/tr/doc/book/250322/prof-dr-halil-inalcık-ın-osmanlı-imparatorluğu-klasik-çağ-1300-1600-adlı-eseri-farsça-da İran Kitap Haber Ajansı (İBNA) - ''Osmanlı İmparatorluğu Klasik Çağ (1300-1600)'', Halil İnalcık'n 1973 yılında İngilizce olarak Londra'da Weidenfeld and Nicholson yayınevi tarafından "The Ottoman Empire The Classical Age 1300-1600" adıyla yayımlanan eseri. AbdulAli Espahbodi'nin eserin Farsça çevirisini üstlenmiş ve  İslami Kültür yayınevi tarafından yayımlanmıştır. Eser, adından da anlaşılacağı üzere Osmanlı Devleti’nin kuruluşundan gerileme yıllarına tekabül eden 1600’lü yıllara kadar meydana gelen siyasi olaylardan söz etmektedir. Ancak bu kitapta siyasi tarih dışında Osmanlı devlet teşkilat, ekonomik ve toplumsal yaşamı ile din ve kültür yapıları da ele alınmıştır. Halil İnalcık, kendine özgü üslubuyla konuya derinlemesine girmeden kısa ama öz bilgi ile okuyucuyu sıkmadan değerli bilgiler aktarmaktadır. Eserde genel olarak ilk başlarda çok etkili olan Ortadoğu devletlerine özgü kurumların 16. yy'ın sonlarında, Avrupa’nın ekonomik ve askeri üstünlüğü karşısında miyadını doldurduğunu ve gereken düzenlemenin yapılamadığı için Osmanlı Devleti'nin nasıl yavaş yavaş dağıldığını aktarıyor. Kitabın arka kapağında şöyle okuyoruz: ''Bir sınır beyliğiyken İslam dünyasının en güçlü devletine dönüştü Osmanlı İmparatoruğu. XVII. yüzyılda Avrupa'dan yana dönen dengeyle birlikte 1920'lere dek süren Batı bağımlılığı başladı. Kuşku yok ki bu serüvenin en görkemli dönemi 1300 ve 1600 yılları arasındaki Klâsik Çağ oldu. Yaşayan en büyük Osmanlı tarihçisi Halil İnalcık, 1973'te ilk kez İngilizce yayımlanışının ardından çevrildiği tüm dünya dillerinde geniş yankılar uyandıran bu incelemede, benzersiz bir dönemin olası en bütüncül ve en yetkin betimlerinden birini sunuyor. Osmanlı'nın siyasi ve kurumsal yapılarının derinlemesine çözümlemelerini, din ve ticaret ilişkileri, yönetim ve toplumsal yapılanma üzerine kapsamlı açıklamalar ve eksiksiz bir Osmanlı kronolojisi izliyor.'' Eser Farsça dışında Sırpça, Yunanca, Romence, Arnavutça, Arapça ve Ukrayna diline çevrilmiştir. ]]> Tarih ve Siyaset Sun, 23 Jul 2017 07:29:19 GMT http://www.ibna.ir/tr/doc/book/250322/prof-dr-halil-inalcık-ın-osmanlı-imparatorluğu-klasik-çağ-1300-1600-adlı-eseri-farsça-da ​Osmanlı İmparatorluğu'nun Dağılmasının Ardından Ortadoğu'da Neler Yaşandı? http://www.ibna.ir/tr/doc/book/250283/osmanlı-imparatorluğu-nun-dağılmasının-ardından-ortadoğu-da-neler-yaşandı İran Kitap Haber Ajansı (İBNA) - David Fromkin kaleme aldığı  ''A Peace to End All Peace: The Fall of the Ottoman Empire and the Creation of the Modern Middle East'' (Türkçe çevirisi: Barışa son veren Barış'' Davoud Heydari ve Mofid Alizade'nin ortak Farsça çevirisi ile yayınlandı. Ortadoğu; büyük olayların sahnesi. Mısır'dan Afganistan'a, İran'dan Umman Denizi'ne yayılan bu alan, doğumuna tanıklık ettiği dinlerin, değişik milliyetlerin ve farklı ideolojilerin çatışması için bile yeterince geniş değilken, en başta bağrındaki petrol nedeniyle yüz yıldır büyük devletlerin de çekiştiği coğrafya durumunda.  11 Eylül'ün ardından ABD'nin Afganistan ve Irak'a müdahalesiyle yeniden ivme kazanan olayların seyri ABD'nin kendisi için bile bir muamma. Savaş rüzgarının kaldırdığı tozun görüşü sınırladığı bu dönemde olayları ve nedenleri anlamak için belki de biraz gerilere gitmek gerekiyor.  Barışa Son Veren Barış, Birinci Savaş ve sonraki ilk yıllarda (1914-1922) dünyadaki güç dengelerinin panoramasını oluştururken, özellikle de gizemli Doğu'da büyük devletlerin yöneticilerinin masa başında bugünkü Ortadoğu'nun haritasını nasıl yeniden şekillendirdiğini anlatıyor. Açılan en yeni arşivlerle geliştirilen bu çalışma bu dönemi ve bölgeyi inceleyen en kapsamlı çalışma olma niteliğini taşıyor.  Anlatılan büyük olayları büyük tarihi kişilikleri de karşımızda buluyoruz: Lloyd George, Winston Churchill, Woodrow Wilson, Kitchener, Lenin, Stalin, Mussolini ve Atatürk'ü olayların içindeki yerlerinde okurken Arabistanlı Lawrence'ın gerçekte kim olduğunu ve kendisine atfedilen işlerin ne kadarını gerçekleştirdiğini öğreniyoruz.  Kitap, insanlık tarihinin en yoğun dönemlerinden birini gözlerimizin önüne sererken, Ortadoğu'da bugün olanları anlamak için gerekli tarihsel argümanları da veriyor. ]]> Tarih ve Siyaset Sat, 22 Jul 2017 09:44:44 GMT http://www.ibna.ir/tr/doc/book/250283/osmanlı-imparatorluğu-nun-dağılmasının-ardından-ortadoğu-da-neler-yaşandı Daron Acemoğlu, Bazı Milletlerin Neden Başarısız Olduğunu Açıklıyor ! http://www.ibna.ir/tr/doc/book/250247/daron-acemoğlu-bazı-milletlerin-neden-başarısız-olduğunu-açıklıyor İran Kitap Haber Aajnsı (İBNA) - Türk-Amerikalı ekonomist Daron Acemoğlu ve James Robinson kaleme aldıkları ''Why Nations Fail'' adlı kitap  2012 yılında yayınlandı ve kısa sürede büyük ses getirdi. kitap bazı ulusların (devletlerin) diğerlerine göre neden daha başarılı olduğunu sorguluyor. Bunun ana nedeninin, ekonomik ve siyasal yapıların "bir şekilde" kapsayıcı ya da sömürücü olmasıyla açıklanabildiğini sağlıyor. kapsayıcılık ya da sömürücü yapıların ortaya çıkmasında ise bilinçli tercihler ile geçmişteki olumsal unsurların etkisini göz ardı etmeyin diyor. tarihin dönemeçlerinde mevcut kurumsal yapılardaki küçük farklılıkların ilerideki muazzam farklılıkları oluşturduğunu savlıyor.  Yazarın önsözde de belirttiği üzere, birleşik devletler, büyük britanya ve Almanya gibi dünyanın zengin ülkelerini, sahra-altı Afrika'dan, Orta Amerika'dan ve güney Asya'daki yoksul ülkelerden ayıran gelir ve yaşam standartlarındaki büyük farklılıklar hakkında yazılmış bir değerlendirmedir.  Yazarın deyimi ile kitap; Arap baharında, Mısır'da insanların neden isyana katıldıklarını coğrafi, tarihsek, kültürel ya da ekonomik sebeplerle değil, ''Tahrir meydanı'ndaki mısırlıların'' bakış açısıyla anlatmaya çalışmaktadır.  Büyük Britanya ya da birleşik devletler gibi ülkeler, yurttaşları gücü ellerinde tutan elitleri devirdikleri ve siyasal hakların çok daha yaygınlaştırıldığı; hükümetin yurttaşlara karşı sorumlu ve duyarlı olduğu; geniş halk kitlelerinin ekonomik fırsatlardan yararlanabildiği bir toplum yarattıkları için zengindirler. Mısır vb. fakir hakların, siyasal elitlerin zenginleştiği süreçte benzer bir devrimi yapamamaları, bu iki zenginlik seviyesi arasındaki farkı göstermektedir. Kitabın tanıtım bülteninde şöyle okuyoruz; ''Ulusların Düşüşü, tarih boyunca ulusların, özellikle de birbirine benzeyen ulusların ekonomik ve politik gelişmeleri arasında neden büyük farklılıklar olduğuna dair bir tartışma yürütüyor. Yazarlar kısaca "Neden bazı ülkeler zenginken bazıları yoksuldur?" şeklinde bir soru ortaya atıp, köleci toplumlar, feodalizm, sömürgecilik, kapitalizm ve sosyalizm uygulamaları arasında ilginç ve çok öğretici bir yolculuğa çıkıyorlar.'' Daron Acemoğlu, MIT'de iktisat profesörüdür. 2005 yılında, ekonomik düşünce ve bilgi dünyasına yapmış olduğu önemli katkılardan ötürü 40 yaşının altındaki iktisatçılara verilen John Bates Clark Onur Ödülü’nü aldı. Acemoğlu ayrıca 2013’te sosyal bilimler dalında Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü'ne değer görüldü. James A. Robinson, siyaset bilimcisi ve ekonomisttir. Harvard Üniversitesi'nde siyaset bilimi profesörüdür. Latin Amerika ve Afrika konusunda dünyaca ünlü bir uzmandır. Botsvana, Mauritius, Sierra Leone ve Güney Afrika’da çalışmıştır. ]]> Bilim veTeknoloji Wed, 19 Jul 2017 10:56:08 GMT http://www.ibna.ir/tr/doc/book/250247/daron-acemoğlu-bazı-milletlerin-neden-başarısız-olduğunu-açıklıyor ​Salehi Emiri: Yayın Sektörü En Parlak Dönemini Geçiriyor http://www.ibna.ir/tr/doc/tolidi/250140/salehi-emiri-yayın-sektörü-en-parlak-dönemini-geçiriyor İran Kitap Haber Ajansı (İBNA) - İran Kültür ve İslami İrşad Bakanı Seyyid Rıza Salehi Emiri katıldığı bir toplantıda: ''Geçen yıl ülkede 83 bin başlık kitap yayınlandı.Okuyucular ile buluşan kitaplarda sansür uygulamaksızın sadece ülke kanunun ve toplam kültürüne uygun çerçeveleri korumaya çalıştık.'' Dedi. Salehi Emiri Kültür bakanlığı çalışanlarının yayınlanan kitapları içerik açısından denetlediklerini söyleyerek: ''En büyük amacımız, yayınlanan kitapların yanlış bilgiler ve düşünceler içermemesidir. Biz ayrıca izinsiz yayınlanan kitaplar konusunu ciddiyetle ele alıyoruz ve güvenlik güçlerinin yardımı ile izinsiz yayınlanan ve korsan kitaplarla mücadele vermeye çalışıyoruz.'' Dedi.   ]]> Tarih ve Siyaset Mon, 17 Jul 2017 07:33:41 GMT http://www.ibna.ir/tr/doc/tolidi/250140/salehi-emiri-yayın-sektörü-en-parlak-dönemini-geçiriyor Irak'ın Çöküşünü ve Parçalanmasını Öngören Kitap:Kürt Baharı - Ortadoğu'nun Yeni Haritası http://www.ibna.ir/tr/doc/book/249985/irak-ın-çöküşünü-ve-parçalanmasını-öngören-kitap-kürt-baharı-ortadoğu-nun-yeni-haritası İran Kitap Haber Ajansı (İBNA) - Son yıllarda Kürt meselesine ilişkin yaptığı tahlilerle isminden söz ettiren ABD Dışişleri Bakanlığı kıdemli eski danışmanlarından ve Columbia Üniversitesi Barış ve İnsan Hakları Bölümü Başkanı David Phillips, bu eserinde Kürt sorununu ve Ortadoğu'da değişen dengeleri inceliyor. Kitap, Kürtlerin Arap, Osmanlı ve İran güçleri tarafından neredeyse yüz yıldır boyun eğdirilmesi ve son yüzyıl içinde yaşanan Kürt ayaklanmaları da dahil Kürtlerin şu anda mağdur bir halktan tutarlı siyasi bir topluluğa gelişim ve değişiminin nedenlerini araştırıyor. 268 sayfa olan ''Kürt Baharı'' kitabı, dört bölümden oluşuyor. ''İhanet'' başlığı taşıyan birinci bölümün ardından, ''İhlaller'' ana başlıklı ikinci bölümde dört parça Kürdistan tek tek değerlendiriliyor. Üçüncü bölüm Irak'ta Öz-Yönetim, İmralı Barış Süreci, Suriye'nin Küllerinden ve İkinci İran Devrimi ara başlıkları ile ''Fırsat'' ana başlığını taşıyor. Dördüncü bölüm ise, ''İleriye Dair'' başlığı ile veriliyor. Yazar David L. Phillips, kimyasal silahların kullanımı da dahil olmak üzere Irak tarafından uygulanan acımasız tedbirler; Türkiye'nin siyasi ve kültürel haklara yönelik kısıtlamaları; Suriye'de vatandaşlığın reddi ve Kürt kimliğini ifade etmenin cezalandırılmasını; ve yine İran'daki baskıcı kuralları tartışıyor. Phillips, kitabında Irak'ın çöküşünü ve parçalanmasını öngörüyor. ABD'nin stratejik ve güvenlik çıkarlarının, DAİŞ ve kökten dinciliğe karşı bir siper olarak Kürtlerle işbirliği ile ilerlediğini savunuyor. Büyük güçler tarafından yaratılan adaletsizlik ve devletlerin pratik olmamasını belirterek, egemenlik ve devlet kavramlarına yeni bir bakış açısı sunan bu çalışma, kamuyu post-kolonyal döneme eleştirel bakma konusunda teşvik edecektir. ''Irak'ın Sonu'' isimli kitabın yazarı büyükelçi Peter W. Galbraith kitaba ilişkin ''David Phillips yıllarca Kürdistan'da insan hakları meselesinin savunuculuğunu yaptı. Kendisi Kürdistan'ın tüm parçalarına dair birkaç uzmandan biridir; öyle ki bu kitabı şu anda ABD dış politikasının merkezinde olan bir yerde ve halk ile ilgili böylesine yararlı bir inceleme yapan da budur'' dedi.  New Mexico eski Valisi Bill Richardson ise; ''Kürt Baharı, Kürtlerin tarihi ihanet ve ihlallere uğrayışı ile ilgili önemli bir konuyu anlatıyor. Kitap Irak'ın yakın çöküşü ve DAİŞ'in yükselişine dair mevcut zorlukları açıklıyor. David L. Phillips Kürdistan'ın geleceğini tartışma konusunda oldukça donanımlı. Kendisi yirmi beş yıldır hem akademisyen, hem de uygulayıcı olarak görüşlerini  sunmaktadır. Kürtler kendi güvenlik ve egemenlikleri yolunda ilerleme sağlamakta iken, Kürt Baharı netice itibariyle umutlu.'' dedi. ]]> Tarih ve Siyaset Wed, 12 Jul 2017 09:36:43 GMT http://www.ibna.ir/tr/doc/book/249985/irak-ın-çöküşünü-ve-parçalanmasını-öngören-kitap-kürt-baharı-ortadoğu-nun-yeni-haritası A'dan Z'ye ''Osmanlı İmparatorluğu Tarihi'' Raflarda ! http://www.ibna.ir/tr/doc/book/249865/a-dan-z-ye-osmanlı-imparatorluğu-tarihi-raflarda İran Kitap Haber Ajansı (İBNA) - Muhammed Taki İmami Hoyi'nin kaleme aldığı '' Osmanlı İmparatorluğu Tarihi'' bir zamanlar dünyanın en güçlü hanedanları arasında yer alan Osmanlı'nın Siyasi, sosyal, ekonomik, entelektüel ve kültürel tarihi hakkında kapsamlı bir rapor sunuyor. Eser sekiz bölümden oluşuyor: ''Selcuklulardan Osmanlı Devletinin kuruluşuna kadar Anadolu'', ''Osmanlı Devletinin Kuruluşu'', ''Duraksama Döneminde Osmanlı'', ''Reform Dönemi'', ''Birinci Dünya Savaşı ve Çöküş'', ''İdare, askeri ve bilimsel formasyonlar'', ''Kültür, sanat ve edebiyat'', ''Düşünce Devrimleri'' kitabı oluşturan farklı başlıktar. Kitabı bir bölümünde şöyle okuyoruz: ''Türk ve İslam tarihinin olduğu kadar, dünya tarihinin de gelmiş geçmiş en büyük imparatorluklarından biri olan Osmanlı İmparatorluğu 624 yıl boyunca hüküm sürmüştür.  Orta Asya kökenli Türk boyu olan  Oğuzlar'ın Kayı boyuna mensup Osman Gazi, Selçuklu Sultanı III. Alaeddin Keykubad’ın İlhanlılar tarafından İran'a götürülmesiyle birlikte oluşan otorite boşluğunda bağımsızlığı ilan etmiştir. Söğüt ve Domaniç bölgesi civarında kurulan Osmanlı Devleti diğer Türk devletlerinden farklı olarak daha çok Doğu Roma İmparatorluğu'na seferler düzenleyerek kısa sürede sınırlarını genişletmiş ve Bizans İmparatorluğu için birinci tehdit unsura haline gelmiştir. Dördüncü padişah olan Yıldırım Bayezid'in Timur'a esir düşmesiyle kısa süreli bir Fetret Devri'ne giren Osmanlı İmparatorluğu Mehmet Çelebi tarafından taht kavgalarına son verilerek yeniden düzenli bir yönetime dönmeyi başarmıştır. II. Mehmet'e kadar kuruluş dönemi olarak adlandırılan yıllarda Osmanlı İmparatorluğu Balkanlar'daki egemenliğini arttırmış ve Avrupa devletlerince oluşturulan Haçlı Seferleri'ni bozguna uğratmıştır. Küçük yaşta tahta geçen Fatih Sultan Mehmet  bizzat babasını tahta geri çağırmış, babası II. Murat'ın 49 yaşında vefat etmesine kadar geçen süreçte Osmanlı Devleti Bizans İmparatorluğu'na olan tüm yardım kanallarını kesmeyi  başarmıştır. Fatih Sultan Mehmet, o zamanki adıyla Konstantiniyye'yi(İstanbul) fethederek Doğu Roma İmparatorluğu'nu sonlandırmış ve yükselme dönemini başlatmıştır. Çoğu tarihçiye göre bu fetih Orta Çağ'ın sona erdirip Yeni Çağ'ın başlamasını sağlamıştır. Devlet bu fetihle beraber imparatorluğa yükselmiştir. Yavuz Sultan Selim döneminde fetih hedefini doğuya çeviren Osmanlı İmparatorluğu Mısır'ı fethetmiş ve halifeliğin Osmanlı Padişahlarına geçmesini sağlamıştır. Kanuni Sultan Süleyman döneminde ise Orta Avrupa'da büyük ilerleme kaydetmiş, Macar Krallığı'na son vermiş ve tarihinin en geniş sınırlarına ulaşmıştır. II. Mustafa zamanında Osmanlı İmparatorluğu büyük ölçüde toprak yitirmiş devamında ise yenilikçi hareketler başlamıştır. Abdülmecid Tanzimat ve Islahat Fermanı'nı ilan etmiş, II. Abdülhamid ise Meşrutiyet ilan edip 33 yıl tahtta kalmayı başarmıştır. I. Dünya Savaşı'nın kaybedilmesinden sonraki süreçte iyice zayıflayan Osmanlı İmparatorluğu, Anadolu'da Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde Sevr Antlaşması'nı kabul etmeyen milli birliklerin başarılı olup işgalci devletleri Anadolu'dan çıkarmasıyla birlikte hükmünü yitirmiştir. Kurtuluş Savaşı'nın zaferle sonuçlanması ve devamında saltanatın kaldırılmasıyla birlikte Osmanlı İmparatorluğu son bulmuştur.'' Kitabın bir bölümünde Sokullu Mehmed Paşa ve onun Osmanlı İmparatorluğuna verdiği katkılardan bahsediliyor.'' I. Süleyman döneminde Osmanlı donanmasının Kaptan-ı Deryalığı ve yine I. Süleyman, II. Selim ve III. Murat dönemlerinde toplam 14 yıl, 3 ay, 17 gün Osmanlı Devleti’nin sadrazamlığını yapmış Sırp asıllı bir Osmanlı devlet adamıdır. Kanuni Sultan Süleyman’ın son vezir-i azamı olmuştur. Hem Osmanlı İmparatorluğu’nun zirvede bulunduğu dönemi simgelemesi itibariyle hem de icraatları, projeleri ve kişiliği nedenleriyle en büyük Osmanlı sadrazamlarından biri kabul edilir. İki metreyi aşan boyu ile aynı zamanda en uzun boylu Osmanlı sadrazamı idi.  I. Süleyman'ın son seferi olan Zigetvar kalesi fethini, padişah öldükten sonra o idare etti. Süleyman'ın ölümünü askerden II. Selim gelinceye kadar saklayarak onu tahta çıkarmayı başardı. II. Selim döneminde sürekli sadrazamlıkta kaldı ve devlet işlerini idare etti. Sokollu 1568'de Avusturya ile 8 yıl süren bir barış antlaşması imzaladıktan sonra doğuya yöneldi. Amacı Osmanlı egemenliğini Asya'da ve doğu denizlerinde de güçlendirmekti. Portekiz'in Hint Okyanusu'ndaki artan etkinliğine karşın Kızıldeniz, Umman Denizi ve Basra Körfezi'ndeki Osmanlı gemilerinin sayılarını attırdı. Hindistan ve Endonezya ile iyi ilişkiler kurmaya çalıştı. Sokollu ayrıca Tunus'u Osmanlı himayesi altına sokarak, Kuzey Afrika'yı da denetlemek istiyordu. Ama Piyale Paşa ve Lala Mustafa Paşa gibi karşıtların etkisiyle Divan 1570'de Kıbrıs'ın alınması kararını aldı. Sokollu Venediklilere karşı böyle bir savaşın Avrupa'yı kendilerine karşı birleştireceği görüşündeydi. Ama Lala Mustafa Paşa Divan'a uyarak 1571'de Kıbrıs'a çıktı. Haçlı Donanması'nın misillemesinde Osmanlı donanması İnebahtı'nda yenildi. Alınan ağır yenilgi karşısında Osmanlılara gelen bir Venedik elçisine "Biz sizden Kıbrıs'ı alarak kolunuzu kestik, siz ise donanmamızı yenmekle yalnızca sakalımızı kestiniz; unutmayın ki, kol bir daha yerine gelmez, ama sakal eskisinden de gür çıkar." dedi. Gerçekten de Sokollu'nun dediği oldu ve Venedikliler barış istemek zorunda kaldılar. Daha sonra Osmanlı Donanması Tunus'u İspanyollardan aldı.'' Kitapta yer alan ''Birinci Dünya Savaşı ve Çöküş'' bölümünde şöyle okuyoruz:'' Osmanlı Devleti, Balkan Savaşlarındaki yenilginin etkisi ile ordu ve donanmasını ıslah etme işlerine girişirken, bir yandan da iki bloka ayrılmış Avrupa'da kendisini yalnızlıktan kurtarmak için birtakım ittifak teşebbüslerinde bulunmuştu. Osmanlı Devleti ilk ittifak teşebbüsünü, geleneksel dostu saydığı İngiltere nezdinde yapmıştı. İtalya'nın Trablusgarp’a saldırması, Osmanlı Devleti adamlarında Üçlü İttifaka karşı bir antipati uyandırmıştı. Tabii, ayrıca Avusturya'nın Balkan politikası ve Bosna-Hersek'i ilhak etmiş olması da bu antipatide rol oynuyordu. Bu şartlar içinde Maliye Nazırı Cavit Bey, 1911 Ekiminde İngiltere Bahriye Bakanı Winston Churchill'e bir mektup yazarak, Osmanlı Devleti’yle İngiltere arasında bir ittifak yapılmasını teklif etmişse de, Churchill, Dışişleri Bakanı Crey'e danıştıktan sonra verdiği cevapta, "Şimdilik yeni siyasi bağlar altına giremeyiz" diyerek, ittifak teklifini reddetmiştir.''       ]]> Tarih ve Siyaset Sun, 09 Jul 2017 12:12:39 GMT http://www.ibna.ir/tr/doc/book/249865/a-dan-z-ye-osmanlı-imparatorluğu-tarihi-raflarda ​Afşar Vekfı Ödülü Gilbert Lazard'a Verildi http://www.ibna.ir/tr/doc/tolidi/249514/afşar-vekfı-ödülü-gilbert-lazard-a-verildi İran Kitap Haber Ajansı (İBNA) - Dr. Mahmud Afşar Vakfı tarafından verilen Edebiyat-Tarih Ödülü'nü seçici kurulu bu yılki ödüle ünlü Fransız İranolog Prof.Dr. Gilbert Lazard'ı layık gördüler. Bir diploma, bir madalyon ve Lazard'ın isminin yazılı olduğu el dokuma halıdan oluşan ödül 4 Temmuz tarihinde Centre culturel d'Iran, N 6, Rue Jean Bart, Paris, adresinde bulunan Paris Kültür Merkezinde ünlü İranoloğa verilecek. Prof.Dr. Gilbert Lazard'ın ödülünü Dr. Mahmud Afşar Vakfı Vakfının başkanı Dr. Seyyid Mustafa Muhakkek Damad bizaat verecek. Lazard tüm hayatını İran ve Fars dili araştırmalarına adamış önemli bir bilim adamıdır. İran Dil ve Edebiyat Kurumu da geçen yıl Lazard'a fahri üyelik ünvanını verdi. ''Grammaire du persan contemporain'', ''La langue des plus anciens monuments de la prose persane'', ''The rise of the New Persian language'', ''Dictionnaire persan-français ve Pahlavi'', ''pârsi, dari : les langues de l’Iran d’après Ibn al-Muqaffa'' 97 yaşındaki Lazard'ın yazdığı bazı eserlerdir. Bu ödülü geçen yıl ünlü İranlı şair Huşeng Entehaj (Saye) kazanmıştı. Bugüne kadar Richard N. Frye, Bert Fragner, Charles - Henride Fouchecour, Angelo Michele Piemontese gibi isimler bu ödüle layık görülmüşler. ]]> Tarih ve Siyaset Wed, 28 Jun 2017 11:26:30 GMT http://www.ibna.ir/tr/doc/tolidi/249514/afşar-vekfı-ödülü-gilbert-lazard-a-verildi ''​Filistin'' Kitabını Ücretsiz İndirin http://www.ibna.ir/tr/doc/tolidi/249499/filistin-kitabını-ücretsiz-indirin İran Kitap Haber Ajansı (İBNA) - Ayetullah Hamaney'in Eserlerini Koruma ve Yayınlama Ofisi'ne bağlı İnkılab-e İslami yayınevi, İran dini liderinin Filistin Konusu hakkında buyurduklarından oluşan ''Filistin'' kitabını ücretsiz indirme fırsatını sağladılar. 416 sayfalık eser Seid Salih Mirzayi tarafından yazılmış ve daha sonra İngilizce'ye de çevrilmiştir. Okuyucular bu eseri kısa bir zaman için dünya Kudüs Günü münasebetiyle ücretsiz olarak indirebilirler. Kudüs günü, İran İslam Devriminin zafere ulaşmasından birkaç ay sonra Ağustos 1979 (13 Ramazan, 1399) yılında İmam Humeyni tarafından Filistin halkına destek için Ramazan ayının son Cuma günü Dünya Kudüs Günü olarak ilan edilmiştir. Dünya Kudüs gününde cuma namazından önce protestocular Filistin'in işgal edilmesine ve halkına yapılan zulümlere itiraz etmektedirler. Protesto göstericileri son olarak Cuma namazı kılınan musalla ve camilerde bir araya gelmektedirler. Bazı ülkelerde emniyet güçlerinin Cuma günü gösteri düzenlenmesine izin vermediğinden, başka bir gün protesto gösterisi düzenlenmekte veya bu amaçla yalnızca panellerin düzenlenmesine izin verilmektedir. Kudüs günü, Müslümanların İslam düşmanları karşısındaki uyanış ve vahdetini simgelemekte ve Filistin ve Kudüs'e ihtisası yoktur. İsrail, Güney Lübnan'a yönelik yeni bir saldırı dalgasına başladıktan sonra İmam Humeyni, Ağustos 1979  yılında bir bildiri yayınlayarak Ramazan ayının son Cuma gününü Kudüs günü olarak ilan etti: ''Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla Ben uzun yıllar boyunca gâsıp İsrail tehlikesini Müslümanlara hatırlatıp durdum; şimdi bugünlerde Filistinli bacı ve kardeşlerimize karşı vahşi saldırılarını artırmış durumda. Bilhassa Güney Lübnan'da; Filistinli savaşçıları ortadan kaldırabilmek için onların ev ve barınaklarını bombalamaktadır. Ben dünya Müslümanlarından ve İslam devletlerinden bu gasıp ve destekleyicilerinin ellerini kesmek amacıyla birleşmelerini istiyorum. Keza bütün dünya Müslümanlarına; Filistin halkı için kader belirleyici olabilecek olan ve Kadir gecelerinden de sayılan mübarek Ramazan ayının son Cuma gününü ''Kudüs Günü'' olarak seçip bu günü Müslüman Filistin halkının kanuni haklarını destekleme konusunda dünya Müslümanlarının milletler arası dayanışma günü olarak ilan ediyor ve bu günü belli program ve merasimlerle geçirmeye çağırıyorum . Allah Teâlâ'dan Müslümanları küfür ehline galip kılmasını dilerim.'' Ayetullah Hamaney ise Kudüs Günü için şöyle buyurmuştur:'' Kudüs Günü sadece Filistinlilere özel bir gün değildir, İslam günüdür. İslam hükümetinin günüdür, tüm Müslüman memleketlerinde İslam bayrağının dalgalanması gereken bir gündür. Süper güçlere artık İslam ülkelerinde ilerleyemeyeceklerini anlatmak gerekir. Ben Kudüs Günü'nü İslam ve Hz. Resulü Ekrem'in günü biliyorum. Bütün güçlerimizi hazır hale getirmemiz ve Müslümanları itildikleri inzivadan çıkarak bütün güçleriyle harekete geçip ecnebilerin karşısına dikilmeleri gereken gündür.'' Filistin kitabının İngilize ve Farsça nüshasını http://book-khamenei.ir/index.aspx adresinden ücretsiz olarak indirebilirsiniz. ]]> Tarih ve Siyaset Wed, 28 Jun 2017 07:40:27 GMT http://www.ibna.ir/tr/doc/tolidi/249499/filistin-kitabını-ücretsiz-indirin ​Necmettin Erbakan ''Davam'' ile İran'da http://www.ibna.ir/tr/doc/book/249286/necmettin-erbakan-davam-ile-iran-da İran Kitap Haber Ajansı (İBNA) - Necmettin Erbakan'ın geride bıraktığı notlar kitap oldu. ''Davam'' adı verilen kitapta, birbirinden çarpıcı ve ilginç detaylara yer verildi.  Erbakan'ın mücadelesini ve hedeflerini kendi kaleminden anlattığı kitapta, bir milletin ve bir ümmetin kıyama durup, yeniden ayağa kalkmasının, kendine gelmesinin, kısacası ''Hak Bir Dava Mücadelesinin Öyküsü'', Davanın Liderinin kendi ağzından anlatılıyor. Kitabın tanıtım bülteninde şöyle okuyoruz: '' Türkiye'nin ilk yerli motor fabrikasını kurarken hangi esrarengiz olaylar yaşandı! Almanya'daki ünlü Kürhaus Oteli'nde yapılan çok gizli toplantıya nasıl katıldı? Bu esrarengiz toplantıda konuşulanları duyunca hangi kararı aldı! Sovyetler yıkıldıktan hemen sonra, dönemin Rus Büyükelçisi Albert Çernişev Erbakan'dan ne istedi! Erbakan, Ankara'daki elçilikte üç gün boyunca Ruslara ne anlattı? Bir bayram sabahı asılan Saddam Hüseyin ile, Bağdat'taki Başkanlık Sarayı'nın avizeli salonunda ne konuştular? Saddam'a hangi tavsiyede bulundu? 1974 Barış Harekatı sırasında, Erbakan'a, "Kıbrıs'a gerekirse kayıkla çıkarım" diyen komutan kimdi? Amerikan Savaş Gemisine davet edilen Refah Partili milletvekillerine hangi gösteri yapıldı! Kırgızistan Cumhurbaşkanı ile 4 saat boyunca ne konuştu? 96 Yaşındaki yaşlı Kırgız'ı ağlatan olay neydi? Hepsi ve çok daha fazlası, Davam'da…'' Erbakan'ın Davam kitabı, ünlü politikacının bütün bir hayatı boyunca mücadelesini verdiği külliyatlar tutan düşünceleri, inançları, idealleri, yazdıkları, konuşmaları ve geriye bıraktığı notlarından damıtılmış adeta bir başucu kitabı özelliğini taşıyor. Kitabın arka kapağında ise vefatından iki hafta önce hastane odasında yazdırdığı manifesto niteliğindeki vasiyeti yer alıyor. Erbakan Kitabının bir bölümünde şöyle yazıyor:  ''Bizim davamız İslam'dır. Gayemiz Allah'ın Rızasını kazanmaktır. Hedefimiz Hak nizamı hakim kılmaktır. Arzumuz tüm insanlığın saadetidir. Yolumuz cihattır. Yolumuz ikna metodudur.'' ''Biz siyaset yapmıyoruz, cihad ediyoruz'' diyen Erbakan, nefis ve vicdan arasında serbest bırakılan insanın hayatının esas anlamının ise bir dava için yaşamak olduğunu bakın nasıl anlatıyor: ''Bu dava için çalışmak herkese nasip olmaz. İster gecenizi gündüzünüze katıp çalışın, ister yan gelip yatın. Bu hak davanın başarısını ne bir gün öne alabilirsiniz, ne de bir gün geciktirebilirsiniz. Bütün mesele bu şerefli davada nasıl bir imtihan vereceğimizdir.'' ]]> Tarih ve Siyaset Mon, 19 Jun 2017 08:32:03 GMT http://www.ibna.ir/tr/doc/book/249286/necmettin-erbakan-davam-ile-iran-da ​''Şimdi, Biz ve Şeriati'' Konferansı Düzenlenecek http://www.ibna.ir/tr/doc/tolidi/249268/şimdi-biz-ve-şeriati-konferansı-düzenlenecek İran Kitap Haber Ajansı (İBNA) - Dr. Ali Şeriati'nin kırkıncı ölüm yıldönümü sebebiyle yarın (17 Haziran) Tahran Üniversitesi Sosyla bilimler fakültesinde ​''Şimdi, Biz ve Şeriati'' adlı bir konferans düzenlenecek. Konferansta Yusuf Abazeri, Haşim Ağacari ve İhsan Şeriati konuşma yapacaklar. Konferansa katılmak isteyenler yarın saat 17-19 arasında Tahran üniversitesi Sosyla bilimler fakültesinin İbni Haldun konferansına gelebilirler. ]]> Tarih ve Siyaset Sun, 18 Jun 2017 12:25:04 GMT http://www.ibna.ir/tr/doc/tolidi/249268/şimdi-biz-ve-şeriati-konferansı-düzenlenecek ​Henry Kissinger'in ''Dünya Düzeni'' Farsça'da http://www.ibna.ir/tr/doc/book/249239/henry-kissinger-in-dünya-düzeni-farsça-da İran Kitap Haber Ajansı (İBNA) - Yazar, bu eserinde günümüzde küresel jeosiyasetin temel sorunlarına dikkat çekiyor. Vardığı sonuç; jeosiyasette temel prensiplerin yenilenmesidir. Bunun için büyük devletler güçlerin dengelenmesi politikasına geri dönmelidir. Ancak onlar, bunu yeni şartları dikkate alarak yapmalıdırlar. H. Kissinger, bu dönemde Amerika’nın liderliğini korumasını temel noktalardan biri olarak kabul ediyor ve bunu farklı bağlamlarda vurguluyor. Aynı zamanda, yazar şu anda küresel jeosiyasette gözlemlenen çelişkileri de analiz ediyor ve dünyanın yeni ayarlama kurallarını bulması gerektiğini kaydediyor. Kriz var ve bunu inkar etmek mümkün değil. Kissinger'a göre; dünya ısrarla düzen arayışında olsa da, neredeyse dört yüzyıl önce Almanya'nın Vestfalya bölgesinde öteki uygarlıkların çoğu katılmadan hatta haberleri bile olmadan gerçekleştirilen bir barış konferansında tasarlanan çalışmadan beri gerçek anlamda bir dünya düzeni hiç var olmadı. Tarihin büyük bölümü boyunca uygarlıklar kendi düzen kavramlarını tanımladı. Hepsi kendini dünyanın merkezi saydı ve ilkelerine evrensel geçerlilik atfetti. Günümüzdeyse uluslararası sorunlar küresel boyutta yaşanıyor ve ülkeler dünyanın farklı bölgelerindeki politik olaylara neredeyse anında müdahil oluyor. Buna rağmen, pek çok konuda önemli oyuncular arasında fikir birliği sağlanamıyor. Ve sonuçta gerilim giderek tırmanıyor.   Yaşanan kaos; kitle imha silahlarının yayılışıyla, devletlerin dağılmasıyla, çevre tahribatının etkileriyle, soykırıma varan uygulamaların ısrarla sürmesiyle ve çatışmaları insan anlayışının ötesine taşıma tehdidi oluşturan yeni teknolojilerin yaygınlaşmasıyla herkesi tehdit ediyor. Bilgiye ulaşmanın ve bilgiyi iletmenin yeni yöntemleri, farklı bölgeleri daha önce eşine rastlanmamış ölçüde birleştirerek olayları küresel düzeyde sahneye yansıtıyor. Acaba geleceği hiçbir düzenin dizginleyemeyeceği güçlerin belirlediği bir dönemle mi karşı karşıyayız?   Kissinger'ın derin tarihsel araştırmalarına ve bizzat yaşadıklarına dayanan Dünya Düzeni, okurları dünya tarihinin önemli olayları arasında bir keşfe çıkarıyor. Soğuk Savaş'ın sonunda Reagan'ın Sovyet Devlet Başkanı Gorbaçev'le yürüttüğü gerilimli müzakerelerle ilgili detaylardan ABD-Çin ilişkilerinin geleceğine; Irak ve Afganistan'da yaşanan çatışmalardan çıkan derslerden İran ile nükleer müzakerelere ilişkin analizlere, Batı'nın Arap Baharı'na tepkisinden Ukrayna nedeniyle Rusya'yla yaşanan gerilime kadar geniş bir yelpazedeki olaylara eşsiz bir bakış olanağı sunuyor. ]]> Tarih ve Siyaset Sat, 17 Jun 2017 11:46:30 GMT http://www.ibna.ir/tr/doc/book/249239/henry-kissinger-in-dünya-düzeni-farsça-da ​''Tanrının Kuraltanımaz Kulları - İslam Dünyasında Derviş Toplulukları (1200-1550)'' Farsça'da http://www.ibna.ir/tr/doc/book/248823/tanrının-kuraltanımaz-kulları-islam-dünyasında-derviş-toplulukları-1200-1550-farsça-da İran Kitap Haber Ajansı (İBNA) - Ahmet T. Karamustafa'nın ''Tanrının Kuraltanımaz Kulları - İslam Dünyasında Derviş Toplulukları (1200-1550)'' adlı eseri Merziye Süleymani tarafından İngilizce'den Farsça'ya tercüme edildi. Kalenderler, Haydarîler, Câmiler, Celâlîler, Şems-i Tebrizîler, Cavlakîler, Abdallar ve diğerleri. İslâm toplumunun kıyısında duran heterodokslar ve heretikler, yani aşkın ve taşkın derviş topluluklarını anlatıyor. İnançlarıyla, görünümleriyle, yaşayışlarıyla toplumu dışlayan bu toplulukların öyküsü her zaman ilgi çekmiş, haklarında olağanüstü bir edebiyat oluşmuştur. Ahmet T. Karamustafa ise konuyu bir tarihçi yaklaşımıyla ele alıyor, bu toplulukların geniş İslam coğrafyasının farklı bölgelerinde ayrı özellikler taşıyan köklerinden başlayıp gelişimlerini irdeliyor ve sonraları nasıl bir değişim geçirerek başka akımlara dönüşmesi sürecini özlü biçimde anlatıyor. Karmaşık gibi görünen bir olguyu yalın biçimde kavratan örneği az bir çalışma. Kitabın bir bölümünde şöyle okuyoruz: ''Derviş dindarlığı, ürkütücü toplumsal davranış üzerine acımasız vurgusu ve toplumsal uyarlığı açıkça küçümsemesiyle bütün öteki İslam dindarlık biçimlerinden ayrılıyordu. Daha da anlamlı olarak, toplumsal köken bakımından da çekicilik bakımından da 'alt' toplumsal katmanlarla sınırlı değildi. Derviş gruplarının toplumsal bileşimini saptamak kolay değil, ancak söz konusu hareketlerin üyelerinin okur-yazar olmayanlarla cahillerden oluşması gerektiğini ileri süren genel görüşün tersine bu hareketlerin pek sık olarak orta ve yüksek toplumsal katmanlardan üye aldıklarını saptamak için yeterli kanıt kesinlikle var. (…) Üyeleri arasında şair, bilgin ve belli bir yetenekte yazarların varlığına bakarark karar vermek gerekirse anarşist dervişler, her zaman, kendilerini küçük görenlerin söylediği gibi okuma yazmasız bir kalabalık değildi. (…) Gayri İslami kalıntılar kuramı, toplumsal anlamda sapkın zâhidliğe uygulandığında, ortaçağ İslam dünyasında yeni zâhidliğin ortaya çıkışını eksik İslamlaşmış kültürel çevrelerde gayri İslami ilkel inanç örneklerinin devamı olarak anlamak gerektiğini akla getirecektir. Ancak sapkın zühdü yalnızca İslam-öncesi inanç ve töreler kalıntısı olarak görmek yanıltıcı olur.'' Ahmet T. Karamustafa (1956) Washington Üniversitesi Tarih ve Din Bilimleri İncelemeleri bölümünde öğretim üyesidir. Uzmanlık alanları arasında, modernizm öncesi İslâmda sosyal ve entelektüel tarih, ayrıca din araştırmalarında teori ve yöntem bulunmaktadır. Lisans eğitimini felsefe alanında Hamilton College'de, yüksek lisans derecesiyle doktorasını McGill Üniversitesi'nde, İslâm Araştırmaları alanında tamamladı. Ortaçağda İslâm dünyasındaki aykırı tasavvuf akımları üstüne "God's Unruly Friends" (University of Utah Press, 1994) ve onaltıncı yüzyılda kaleme alınmış mistik bir metni inceleyen "Vahidi’s Menakib-i Hoca-i Cihan ve Netice-i Can" (The Department of Near Eastern Languages and Civilizations, Harvard University, 1993) adlı iki eseri yayımlanmıştır. Ayrıca "Cartography in the Traditional Islamic and South Asian Societies" (University of Chicago Press, 1992) adlı dergide editörlük yapmış ve aynı dergide pek çok makalesi yayımlanmıştır. Yakın zamanda, İslâmiyetin erken döneminde tasavvufun tarihini kapsamlı biçimde incelediği "Sufism: The Formative Period" adlı eserini (Edinburgh University Press & University of California Press, 2007) tamamlamıştır. Karamustafa Washington Üniversitesi’nde pek çok idari görev de üstlenmiş, beş yıl süreyle Dini Araştırmalar Programı’nın yöneticiliğini yapmıştır. Şu sırada Türkiye’deki Amerikan İlmî Araştırmalar Enstitüsü’nün (American Research Institute) başkan yardımcılığını sürdürmektedir ve Amerikan Din Akademisi’nin (American Academy of Religion) İslâm Araştırmaları Bölümü’nün yönetim kurulunda yer almaktadır. ]]> Din ve Düşünce Wed, 31 May 2017 11:36:57 GMT http://www.ibna.ir/tr/doc/book/248823/tanrının-kuraltanımaz-kulları-islam-dünyasında-derviş-toplulukları-1200-1550-farsça-da ​Osman Ersoy'dan ''Selçuklular Tarihi ve Türk-Islâm Medeniyeti'' Farsça'da http://www.ibna.ir/tr/doc/book/248572/osman-ersoy-dan-selçuklular-tarihi-ve-türk-islâm-medeniyeti-farsça-da İran Kitap Haber Ajansı (İBNA) - Doç.Dr. Osman Ersoy'un ''Selçuklular Tarihi ve Türk-Islâm Medeniyeti'' adlı eseri Parviz Zaree Şahmersi tarafından Farsça'ya tercüme edilerek Ahter yayınevi tarafından yayınlandı. Bu eserde Selçuklu tarihinin kaynakları, bu sahada yapılan araştırmalar üzerinde durulduktan sonra Selçukluların menşeleri, ilk devirleri, Selçuklu imparatorluğunun kuruluşu, yükseliş devri, azamet devri, duraklama ve inhitat devirleri ve Türkiye Selçukluları üzerinde durulmakta, Selçuklu imparatorluğunun bu devirlerinde münâsebette bulundukları devletler, kabileler ve siyasî olaylar üzerinde de yeterli ve doyurucu bilgiler verilmektedir. Kitabın Tanıtım bülteninde şöyle okuyoruz: ''Kendisinden sonraki bütün tarih araştırmalarına metod ve muhteva olarak kaynaklık etmiş bir baş eserdir. "Türkler, İslâmiyeti umumî ve millî din hâline getirince Altay dağlarından Akdeniz kıyılarına kadar Cihân-şümûl Selçuklu İmparatorluğunu kurmuşlardır. Bu suretle İslâm dünyasına hâkim olan, Yakın-Şark'ı ve husûsiyle Anadolu'yu Türkleştiren Selçuklular, İslâm dünyasına ırkî, siyâsî, iktisadî, içtimâ ve kültürel yeni müessese ve unsurlar getirerek İslâm medeniyetini çöküntüden kurtarıp ona taze bir kan ve hayatiyet vermişler; çeşitli kavim, din ve mezhepler arasında vücûda getirdikleri yeni nizâmı, meydana çıkan yeni devletler ile, dört asır sürdürmüşlerdir. Türkiye Tarihi'nin cihanşümul Osmanlı Devleti'nden önceki devresi...'' Doç.Dr. Osman Ersoy'un kitap için kaleme aldığı çnsözün bir bölümünde şöyle okuyoruz: ''İslâmdan önce ve sonraki devirler arasında gözüken hususiyetleri ve farkları belirtmek, Türk ve İslâm unsurlarının terkibi ile husule gelen kudreti göstermek maksadiyle birinci ve ikinci devirde Orta-Asya'dan Hazar ve Karadeniz şimali, Balkanlar ve Orta-Avrupa'ya kadar asırlarca yapılan Türk göçlerini bu ülkelerin Türk kavimlerine yurt haline geldiğini, fakat buralarda bir takım tarihî hâtıra ve izlerden başka bir şey kalmadığını, buna mukabil son iki devrin büyük kudret ve tesirlerinin asırlarca devam edip zamanımıza kadar intikal eylediğini hatırlatmak da yerinde olur. Öyle ki, Müslüman Oğuzlar, Selçuklular idâresinde, İslâm ülkelerine ve Anadolu'ya doğru cenuptan göç ederlerken Şam anî Peçenek, Uz (Oğuz) ve Kıpçak (Kuman)lar da aynı şimal yolu ile Balkanlar’a kadar ilerliyorlardı. Hemen aynı kesafette vukubulan bu iki Türk muhâceretinden birincisi nasıl yeni bir devrin ve hayatiyetin başlangıcı, millî birlik ve şuûrun âmili olmuş ise, bu manevî unsurlardan mahrum kalan İkincisi de öylece dağılm aya ve tesirsiz kalmaya mahkûm bulunmuş; birbirleri veya hıristiyan komşuları tarafından eritilmiş ve tarihe intikal etmiştir. Nitekim Altun-Ordu devletinin kuvveti ve dayanağı da kadîm Oğuzların bakiyeleri, Bulgarların ve son olarak da Kıpçakların İslâmlaş­ması sâyesinde mümkün olmuş; Kırım, Kazan ve İdil-Ural Türklüğü de bu suretle mevcud olmuştur. Bununla beraber cenup yolu ve Anadolu’da karşılaşılan fetih zorlukları ne kadar ağır ise jeopolitik imkânlar da şimale nazaran o derece müsâiddir.'' ]]> Tarih ve Siyaset Wed, 24 May 2017 08:48:31 GMT http://www.ibna.ir/tr/doc/book/248572/osman-ersoy-dan-selçuklular-tarihi-ve-türk-islâm-medeniyeti-farsça-da ​''Selanikli Dönmeler Yahudilikten Dönenler, Müslüman Devrimciler ve Seküler Türkler'' Raflarda http://www.ibna.ir/tr/doc/book/248515/selanikli-dönmeler-yahudilikten-dönenler-müslüman-devrimciler-ve-seküler-türkler-raflarda İran Kitap Haber Ajansı (İBNA) - Kaliforniya Üniversitesi'nin öğretim üyesi ve İslam ve Osmanlı tarihi uzmanı Marc David Baer'in kaleme aldığı ''Selanikli Dönmeler Yahudilikten Dönenler, Müslüman Devrimciler ve Seküler Türkler'' Kazım Azersisi'nin çevirisi ile Ahtar yayınevi tarafından yayımlandı. Kitabın tanıtım bülteninde şöyle okuyoruz: ''17. yüzyılda Haham Sabetay Sevi liderliğinde Yahudilik'ten İslamiyet'e geçen Selanikli Dönmeler, Osmanlı İmparatorluğu'nun son döneminde ve Türkiye Cumhuriyeti tarihi boyunca merak uyandıran bir grup oldu. İnşa ettikleri modern yapılar ve ilerici eğitim kurumları sayesinde Selanik’in önemli bir ticaret ve finans merkezine dönüşmesine büyük katkıda bulundular; 1908 Devrimi'nde de belirleyici rol oynadılar.   Bazı çevreler tarafından seküler ve aydın Türk milliyetçileri, bazıları tarafındansa uluslararası güçlerin desteğini alan gizli Yahudiler olarak algılanan Dönmeler gerçekte kimlerdi?   Dönme dinini, İslamiyet ya da gizli Yahudilikten farklı bir din olarak düşünmek mümkün müdür?   Tarihçi Marc David Baer, Dönmelerin soyundan gelenlerle yapılmış görüşmelere ve tarihi belgelere dayandırdığı titiz çalışmasında, konuya ilişkin merak edilen tüm soruları yanıtlıyor.''  Washington üniversitesinden Reşat Kasaba, kitabı bu kelimeler ile tanıtıyor:''Baer son derece önemli ve hassas bir konuyu ele alıyor. Bu eşsiz kitap imparatorluktan ulus-devlete geçiş esnasında sıkışıp kalan birçok topluluğun akıbetini anlamak açısından çağdaş Türkiye için yararlı ve önemli.''       ]]> Tarih ve Siyaset Tue, 23 May 2017 06:29:34 GMT http://www.ibna.ir/tr/doc/book/248515/selanikli-dönmeler-yahudilikten-dönenler-müslüman-devrimciler-ve-seküler-türkler-raflarda Ayetullah Hamaney'in Hatıraları Bir Kitapta Toplandı http://www.ibna.ir/tr/doc/book/248391/ayetullah-hamaney-in-hatıraları-bir-kitapta-toplandı İran Kitap Haber Ajansı (İBNA) – ''1318'' adlı eser, Ayetullah Hamaney'in çocukluk yılları, gençlik yılları, Şah rejimine karşı savaş verdiği yıllar, cumhurbaşkanlığı serüveni, dini lider seçilmesi ve İmam Humeyni (r.a) ile olan hatıralarını anlatıyor. Ali Ahmed Mehrabi'nin topladığı anılar Ayetullah Hamaney'in doğumundan itibaren başlayarak (1939/ 1318 Hicri yılı) 2016 yılına kadarki dönemi kapsıyor. İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Seyyid Ali Hamaney 15 Temmuz 1939 tarihinde mukaddes Meşhed şehrinde doğdu. Ailesinin ikinci erkek çocuğuydu. Babası Hüccet’ül İslam Seyyid Cevad Hamaney dini ilimler havzasının müderrislerinden olup sade bir yaşantıya sahipti. Onun eşi ve evlatları da sade ve kanaatkar bir hayat tarzına alışmışlardı. İslam İnkılabı Rehberi fakir fakat bilgin, muttaki, pak ve samimi bir ailede büyüdü. O, 4 yaşındayken büyük kardeşi Seyyid Muhammed ile birlikte dini eğitim veren ilk mektebe gönderildi. Burada alfabeyi öğrenip Kur’an-ı Kerim kurslarına katıldı. İki kardeş daha sonra yeni kurulan Diyanet Eğitim Evi adlı bir dini okulda ilk öğrenimlerine devam ettiler. Seyyid Ali Hamaney lisede Cami’el Mukaddemat, Sarf ve Nahv’i öğrendikten sonra dini ilimler havzasına girdi. Babası ve diğer eğitimcilerden edebiyat ve mukaddemat dersleri aldı. Ayetullah Hamaney 1958 ila 1964 yılları arasında Kum dini ilimler havzasında fıkıh, usul ve felsefe dallarında yüksek öğretimine devam etti. Bu dönemde Ayetullah’el Uzma Burucerdi, İmam Humeyni, Şeyh Murteza Hairi, Allame Seyyid Muhammed Hüseyin Tabatabai’nin ders halkalarından feyiz aldı. Ayetullah Hamaney, İmam Humeyni’nin fıkıh, usul, siyaset ve inkılap ekolünün talebelerindendi. Fakat onun zihninde tağuti düzene karşı mücadele düşüncesinin ilk kıvılcımları, İslam’ın büyük mücahidi şehid Seyyid Mücteba Nevvab Sefavi’nin mücadelesinden kaynaklanır. Nevvab Safevi ve İslam Fedaileri adlı grubun bazı üyeleri, 1952 yılında Meşhed’e gidip Süleyman Han medresesinde İslam ahkamını yeniden ihya ve ilahi nizamı yeniden kurma konusunda bilinçlendirici coşkulu bir konuşma yaparak Şahlık rejimi ve İngiltere’nin İran milletine karşı aldatmacı uygulamalarını ve yalanlarını ifşa ettiklerinde, bu medresenin talebelerinden biri olan Seyyid Ali Hamaney, onların coşkulu ve ateşli konuşmalarından derinden etkilendi. İmam Humeyni, 1962 yılında Muhammed Rıza Şah Pehlevi rejiminin Amerikancı ve İslam karşıtı politikalarına karşı mücadele başlattığında, Ayetullah Hamaney Kum ilmi havzasında eğitim görüyordu. Ayetullah Hamaney de ilk baştan bu İslami ve siyasi mücadele saflarına katılıp, 16 yıl boyunca hapishanelerde kaldı, işkence gördü veya sürgün hayatı yaşadı. Fakat yılmadan mücadelesini sürdürdü. Ayetullah Hamaney ilk defa din alimlerinin 1963 Muharrem ayı merasimlerinde Amerikancı Şah rejimi ve İran ile Kum şehrindeki gelişmelerle ilgili olarak minberlerde konuşma yapıp ifşaatta bulunmaları konusunda İmam Humeyni’nin mesajını Horasan ilmi havzasındaki Ayetullah Milani ve diğer büyük alimlere iletmekle görevlendirildi. Ayetullah Hamaney bu görevi yerine getirdikten sonra, Bircend şehrine geçip, minbere çıkarak Pehlevi rejimi ve Amerika’nın İran’daki cinayetlerini ifşa etti. Bunun üzerine 12 Muharrem 1963 tarihinde bir gece tutuklandı. Fakat minbere çıkmamak şartıyla serbest bırakıldı. Ayetullah Hamaney, 15 Hordad 1963 katliamından önce Bircend'de tutuklanıp askeri hapishaneye konuldu ve on gün boyunca vahşi işkencelere tabi tutuldu. Ayetullah Hamaney 1963 yılının Ramazan ayında bazı arkadaşlarıyla birlikte, İslami tebliğ yapmak için Kirman’a gitmeye karar verdiler. Bu şehirdeki alimlerle görüşüp, üç gün minbere çıkıp konuşma yaptıktan sonra, Zahedan'a doğru hareket etti. Ayetullah Hamaney şahlık rejiminin sahte reformları ve ilk seçim yıldönümü olan 26 Ocak 1963 tarihinde ifşa edici bir konuşma yaptı. İmam Hasan (sa)'in kutlu doğum günü olan 15 Muharrem’de inkılapçı bir ruh haletiyle Pehlevi rejiminin şeytani ve Amerikancı politikalarını açık bir biçimde ifşa etti. Bunun üzerine Savak tarafından tutuklanıp geceleyin uçakla Tahran’a gönderildi. İslam İnkılabı Rehberi, iki ay boyunca Kızılkale hapishanesinde tek kişilik hücrede tutulup, vahşi işkencelere maruz kaldı ve hakaretlere uğradı. Ayetullah Hamaney’in Meşhed ve Tahran'daki Kur'an-ı Kerim tefsiri, hadis-i şerif ve İslami düşünce dersleri inkılapçı ve aydın gençlik tarafından coşkuyla karşılandı. Bu faaliyetler şahlık rejiminin hunhar istihbarat teşkilatı Savak’ı öfkelendirdi. Bunun üzerine Ayetullah Hamaney 1966 yılında Tahran’da gizli bir hayat sürdürmek zorunda kaldı. Fakat bir yıl sonra tutuklandı. Ayetullah Hamaney'in aydınlatıcı, ıslahatçı, ilmi, eğitici ve siyasi faaliyetleri sonucu 1970 yılında tekrar k Savak tarafından tutuklanıp hapse konuldu. Cinayetkar Pehlevi rejimi 1977 yılının başlarında Ayetullah Hamaney'i tekrar tutuklayıp, onu 3 yıllığına “İranşehr”e sürgüne gönderdi. Fakat İslami kurtuluş hareketi 1978 yılının ortalarında yaygınlaştıktan sonra, Ayetullah Hamaney sürgün cezasından kurtulup Meşhed şehrine geri döndü ve halk kitleleriyle birlikte zalim şahlık rejimine karşı mücadelesini sürdürdü. Böylece Ayetullah Hamaney'in 15 yıllık yiğitçe direnişi ve Allah yolundaki mücadelesi, bir çok zorluklar ve çilelere katlanmasının ardından büyük İslam İnkılabı’nın zaferine, iğrenç şahlık rejiminin devrilmesine ve İran’da İslam devletinin kurulup gelişmesine şahid oldu. İslam İnkılabı'nın zaferinin eşiğinde ve rahmetli İmam Humeyni'nin Paris'ten Tahran'a geri dönmesinden sonra, İslam İnkılabı yüksek şurası üyeliğine atandı. Bu şura şehid Ayetullah Murteza Mutahhari, şehid Ayetullah Muhammed Hüseyin Beheşti, Haşimi Refsencani ve diğer bilgin ve alimlerden oluşuyordu. Ayetullah Hamaney de İmam Humeyni'nin emri üzerine İslam İnkılabı yüksek şurası üyeliğine seçildi. İmam Humeyni'nin bu emirnamesi Ayetullah Mutahhari tarafından kendisine iletildi. Bunun üzerine Ayetullah Hamaney Meşhed'den Tahran'a geldi. Daha sonra farklı görevlerde bununan Ayetullah Hamaney, bir dönem cumhurbaşkanı olarak görev yaptı ve İmam Humeyni’nin vefatı üzerine İran'ın yeni dini lideri seçildi. ]]> Tarih ve Siyaset Sat, 20 May 2017 08:22:12 GMT http://www.ibna.ir/tr/doc/book/248391/ayetullah-hamaney-in-hatıraları-bir-kitapta-toplandı Prof.Dr.İlber Ortaylı Yarın Tahran Kitap Fuarı'nın Misafiri Olacak http://www.ibna.ir/tr/doc/tolidi/247855/prof-dr-ilber-ortaylı-yarın-tahran-kitap-fuarı-nın-misafiri-olacak İran Kitap Haber Ajansı (İBNA) – Ünlü Türk tarihçi Prof.Dr.İlber Ortaylı İstanbul'un 30. Uluslararası Tahran Kitap Fuarı'nın Onur Konuğu şehri olması şerefine fuarda bir konuşma yapacak. Ortaylı İranlılara ''Dünya Tarihinde İstanbul'un Yeri'' hakkında bilgilendirecek. 1947 yılında Bregenz, Avusturya'da bir göçmen kampında Kırım Tatarı bir ailenin çoçuğu olarak dünyaya geldi. İlk ve orta öğrenimini İstanbul ve Ankara'da tamamladı. 1965'te Ankara Atatürk Lisesi'nden mezun oldu. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi (1968) ile Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Tarih bölümünü bitirdi. Viyana Üniversitesi'nde Slavistik ve Orientalistik okudu. Yüksek lisans çalışmasını Chicago Üniversitesi'nde Prof. Halil İnalcık ile yaptı. Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden "Tanzimat Sonrası Mahalli İdareler" adlı tezi ile doktora derecesi aldı (1978), "Osmanlı İmparatorluğu'nda Alman Nüfuzu" adlı çalışmasıyla da doçent (1979), 1989'da profesör oldu. Viyana, Berlin, Paris, Princeton, Moskova, Roma, Münih, Strazburg, Yanya, Sofya, Kiel, Cambridge, Oxford ve Tunus üniversitelerinde misafir öğretim üyeliği yaptı, seminerler ve konferanslar verdi. Yerli ve yabancı bilimsel dergilerde 16. yüzyıl ila 19. yüzyılı Osmanlı tarihi ve Rusya tarihi ile ilgili makaleler yayınladı. 1989-2002 yıllları arasında Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde İdare Tarihi Bilim Dalı Başkanı olarak görev yapmış, 2002 yılında Galatasaray Üniversitesi'ne, 2 yıl sonra Bilkent Üniversitesi'ne geçmiştir. Halen (2005) Topkapı Sarayı Müdürlüğü görevini de yürütmektedir. Şu anda Galatasaray Üniversitesi'nde tarih dersleri vermektedir İlber Ortaylı, Uluslararası Osmanlı Etütleri Komitesi yönetim kurulu üyesi ve Avrupa İranoloji Cemiyeti üyesidir. İlber Ortaylı, Türkçe, Osmanlıca, Kırım Tatarca, Arapça, Farsça, Almanca, Fransızca, İtalyanca, Latince, Yunanca, Rusça, Slovakça, Romence, Sırpça, Hırvatça ve Boşnakça bilmektedir. ]]> Tarih ve Siyaset Sun, 07 May 2017 15:03:24 GMT http://www.ibna.ir/tr/doc/tolidi/247855/prof-dr-ilber-ortaylı-yarın-tahran-kitap-fuarı-nın-misafiri-olacak ​Cumhurbaşkanı Ruhani, Uluslararası Tahran Kitap Fuarı'nın Açılışını Yapacak http://www.ibna.ir/tr/doc/tolidi/246671/cumhurbaşkanı-ruhani-uluslararası-tahran-kitap-fuarı-nın-açılışını-yapacak İran Kitap Haber Ajansı (İBNA) -  İran Kültür ve İslami İrşad Bakanı Seyyid Rıza Salehi Emiri yılın ilk Bakanlar kurulunda sonra gazetecilerin sorularını yanıtladı. Salehi Emiri, ''Elimizden geldiği kadarı ile belirlediğimiz hedefler doğrultusunda var gücümüz ile çalışıyoruz.'' Dedi. Salehi bu yıl sinema, kitap, sanat ve ilgili alanlar için farklı programlar hazırladıklarını söyleyerek; ''Bildiğiniz üzere tüm alanlarda bağımsızlığımızı kazanmak için var gücümüz ile çalışıyoruz. Bu yılda öngördüğümüz plan ve projelerle bu hedefimize ulaşmak için önemli adımlar atacağız.'' Açıklamasını yaptı. Kültür Bakanı açıklamalarının devamında: ''Geçen yıl başlatmış olduğumuz sanatçılar ve edebiyatçıların devlet adamları ile buluşması etkinliklerine devam edeceğiz. İki hafta içersinde yeni bir toplantı düzenleyerek, farklı kesimlerden sanatçılar ve edebiyatçılardan  sorunlarını ve önerilerini bizzat dinleyeceğiz.'' Dedi. Salehi ayrıca Mayıs ayının ilk haftasında yapılacak 30.Uluslararası Tahran Kitap Fuarı açılışının İran Cumhurbaşkanı Dr.Hasan Ruhani'nin yapacağını duyurdu. ]]> Kültür ve Sanat Sat, 08 Apr 2017 06:35:36 GMT http://www.ibna.ir/tr/doc/tolidi/246671/cumhurbaşkanı-ruhani-uluslararası-tahran-kitap-fuarı-nın-açılışını-yapacak ​Abdülhüseyin Zerrînkûb'dan Bir Eser Daha İngilizce'ye Çevrildi http://www.ibna.ir/tr/doc/report/246563/abdülhüseyin-zerrînkûb-dan-bir-eser-daha-ingilizce-ye-çevrildi İran kitap Haber Ajansı (İBNA) -  Edebiyat, tarih ve tasavvuf alanındaki çalışmalarıyla tanınan İranlı bilim adamı Abdülhüseyin Zerrînkûb'un ''Two Centuries of Silence: An Account of Events and Conditions in Iran During the First Two Hundred Years of Islam, from the Arab Invasion to the Rise of the Tahirid Dynasty'' adlı eseri, Paul Sprachman tarafından İngilizce'ye çevrilerek yayınlandı. İran ve İslam tarihi konusunu işleyen eser, İran'ın birinci ve ikinci hicri yıllarındaki siyasi, ekonomik, kültürel, sosyal vs. durumunu inceliyor. Eserin ilk baskısı 1950 yılında yayınlandı ve daha sonra Zerrînkûb tarafından defalarca gözden geçirilerek, eklemeler yapıldı. Abdülhüseyin Zerrînkûb 19 Mart 1923'te Burûcird’de doğdu. İlk ve orta öğreniminden sonra bu şehirde başladığı lise öğrenimini Tahran'da tamamladı. Bu arada babasının teşvikiyle Arapça öğrendi; fıkıh, hadis, tefsir, kelâm gibi dinî ilimleri tahsil etti. Ayrıca ilgi duyduğu tarih, felsefe ve edebiyat kitapları okuyarak kendini yetiştirmeye çalıştı. 1941'de Tahran Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne kayıt yaptırdıysa da babasının isteği üzerine Burûcird'e dönmek zorunda kaldı. Bir süre Hürremâbâd ve Burûcird’de lise öğretmenliği yaptı; tarih, coğrafya, İran edebiyatı, Arapça, felsefe, yabancı dil, matematik, fizik, ilâhiyat gibi pek çok alanda ders verdi. 1945'te yeniden Tahran Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Fars Dili ve Edebiyatı Bölümü'ne girdi. 1948'deki mezuniyetinin ardından aynı bölümde doktora yapmaya başladı. Üniversite tahsili sırasında Tahran'daki çeşitli liselerde öğretmenlik yaptı. Dönemin en tanınmış ilim adamlarından Bedîüzzaman Fürûzanfer'in danışmanlığında hazırladığı Nakdü'ş-Şi'r, Târîh ve Usûl-i Ân adlı teziyle 1955'te edebiyat doktoru unvanını aldı. Tahran'daki eğitimi sırasında Şeyh Ebü'l-Hasan-ı Şa'rânî’nin sohbetlerine katılarak İslâm felsefesi konusundaki bilgisini arttırdı. Arapça, Fransızca ve İngilizce yanında II. Dünya Savaşı yıllarında İtalyanca ve Almanca öğrenmeye çalıştı. 1956’da Tahran Üniversitesi Aklî ve Naklî Bilimler Fakültesi’ne doçent olarak tayin edildi. Burada İslâm tarihi, dinler ve mezhepler tarihi, tasavvuf ve bilim tarihi konularında dersler verdi. 1960'ta profesör oldu. Bir yandan Tahran Yüksek Öğretmen Okulu ve Dramatik Sanatlar Fakültesi’nde derslere girerken bir yandan da Fars dili ve edebiyatı doktora programlarında öğrenci yetiştirdi. 1949'dan itibaren beş yıl süreyle haftalık Mihrigân dergisinin başyazarlığını yapan Zerrînkûb, kısa bir süre sonra İntişârât-i Büngâh-i Terceme ve Neşr-i Kitâb adlı kurumun yöneticiliğini üstlendi. Bu arada Müctebâ Mînovî ile birlikte Müessese-yi Lugat-i Franklin’de sözlük ve ansiklopedi yazımıyla ilgili bazı çalışmalar gerçekleştirdi. 1951 yılından itibaren İkbâl-i Âştiyânî, Saîd-i Nefîsî, Muhammed-i Muîn, Pervîz Nâtil Hânlerî gibi bilim adamlarıyla beraber, Hollanda’da basılan The Encyclopaedia of Islam ile Gulâm Hüseyn-i Musâhib’in gözetiminde hazırlanan ve ilk modern Farsça ansiklopedi projesi sayılan Dâ’iretü’l-Ma’ârif-i Fârsî’nin telif ve çeviri çalışmalarına katıldı. 1963'te Râhnemâ-yi Kitâb dergisinin başyazarlığına getirildi. Bunun yanında Sühan, Yaġmâ, Cihân-i Nev, Dâniş, 'İlm ô Zindegî, Mihr, Ferheng-i Îrân-zemîn gibi dönemin etkili sanat ve edebiyat dergileriyle iş birliğini sürdürdü. 1968-1970 yıllarında misafir öğretim üyesi olarak California ve Princeton üniversitelerinde beşerî bilimler alanında ders verdi. Ardından Tahran Üniversitesi’ne döndü. 1976-1977 ders yılında Fars Dili ve Edebiyatı Bölümü başkanlığını yürüttü. 1981-1983 yılları arasında Fransa'da yaşadı. Avrupa, Amerika, eski Sovyetler Birliği, Hindistan, Pakistan ve çeşitli Arap ülkelerine yaptığı seyahatlerde bilim adamlarıyla tanıştı. Bu ülkelerin kütüphane, bilimsel kurum ve müzelerinden yararlandı; çok sayıda yazma eserin mikrofilmine ulaşma imkânını elde etti. Bağdat’ta V. İslâm (1962), Yeni Delhi’de XXVI. Uluslararası Müsteşrikler, Viyana'da Uluslararası Tarih Bilimleri, Cenevre’de Dinler Tarihi, Duşanbe'de Hâfız-ı Şîrâzî’yi Anma, İtalya ve Amerika'da Nizâmî-yi Gencevî’yi Anma, Münih'te Mevlânâ’yı Anma, Kirman'da Hâcû-yi Kirmânî’yi Anma ve Tahran'da Orta Asya Ulusları İşbirliği kongrelerine katıldı. Orta yaşlarından itibaren çeşitli hastalıklarla mücadele eden Zerrînkûb 15 Eylül 1999'da vefat etti.   ]]> Tarih ve Siyaset Mon, 03 Apr 2017 07:13:45 GMT http://www.ibna.ir/tr/doc/report/246563/abdülhüseyin-zerrînkûb-dan-bir-eser-daha-ingilizce-ye-çevrildi Bulgaristan ''Orta Avrupa ve Balkanlar'da Farsça Yazmalar Konferansı''na Ev Sahipliği Yaptı http://www.ibna.ir/tr/doc/tolidi/245707/bulgaristan-orta-avrupa-ve-balkanlar-da-farsça-yazmalar-konferansı-na-ev-sahipliği-yaptı İran Kitap Haber Ajansı (İBNA) - ''Orta Avrupa ve Balkanlar'da Farsça Yazmalar Konferansı'' 23-24 Şubat tarihleri arasında Bulgaristan Cyril ve Methodius Ulusal Kütüphanesi ve Sofya St. Kliment Ohridski Üniversitesi'nde düzenlendi. Konferansta Orta Avrupa ve Balkanlar'da bulunan Farsça el yazmaları, İran ile ilgili el yazmalar, İran'ın adı geçen resmi yazışmalar ile ilgili belgeler ve İran ve Farsça eserler hakkında yazılan yazmalar incelendi. Konferansın en önemli bölümlerinden birisi, Cyril ve Methodius Ulusal Kütüphanesi ve Sofya St. Kliment Ohridski Üniversitesi'nde saklanan Farsça el yazmaların tanıtımıydı. Bu etkinliğin en önemli hedeflerinden biri, Orta Avrupa ve Balkanlar'daki kurum, kuruluş ve araştırmacıların işbirliğini İran'ın farklı kurumları ile pekiştirmekti. Bulgaristan Cyril ve Methodius Ulusal Kütüphanesi ve Sofya St. Kliment Ohridski Üniversitesi'nin yanı sıra, İran Allame Tabatabai Üniversitesi, İran-Bulgaristan Dostluk derneği ve İran Kültürel Miras Araştırma Enstitüsü da bu organizasyonun desteklediler. ]]> Edebiyat Sun, 26 Feb 2017 06:54:27 GMT http://www.ibna.ir/tr/doc/tolidi/245707/bulgaristan-orta-avrupa-ve-balkanlar-da-farsça-yazmalar-konferansı-na-ev-sahipliği-yaptı ​''Beowulf Destanı ve Anglosaksonca Şiirler'' Raflarda http://www.ibna.ir/tr/doc/book/244987/beowulf-destanı-ve-anglosaksonca-şiirler-raflarda İran Kitap Haber Ajansı (İBNA) - Constance B Hieatt tarafından günümüz İngilizce'ye çevrilen ''Beowulf, and other Old English poems'' adlı eser, Abbas Goudarzi'nin Farsça çevirisi ile yayınlandı. Constance Hieatt bu epik şiirleri eski İngilizce diline aşina olmayan üniversite öğrencileri için günümüz İngilizce'sine çevirmiştir. Eserin Farsça çevirisini üstlenen Abbas Goudarzi ise elinden geldiği kadar şiirleri yapısını korumaya çalışmıştır. İngilizler'in en eski destanı olarak bilinen ''Beowulf destanı'' bir Anglosakson destanıdır. Ancak Anglosaksonlardan değil, İskandinavyalılardan bahseder ve Beowulf adındaki güçlü bir İskandinav (Geat) savaşçısını konu alır.  Şiirsel bir anlatıma sahip olan destan, 3,182 dizeden oluşur ve tüm Eski İngiliz şiirleri gibi adsızdır. 11. Yüzyılda yazıya geçirien Beowulf destanı, adını 1805 yılında almış ve 1815 yılında ilk kez basılmıştır. 1930'lu yıllarda İngiliz edebiyat tarihi Profesörü J. R. R. Tolkien Beowulf destanı üstündeki çalışmalarıyla destanın İngiliz edebiyatı için önemini kanıtlar. Ünlü yazar destan üstüne olan çalışmasını ''Beowulf; Monsters and Critics'' adıyla yayınlar ve Beowulf'tan esinlenerek Hobbit'i yazar. Eski İngilizce (eski İngilizce Anglo-Saxon ya da Anglosaksonların kendi verdikleri adla Englisc) şu anki İngiltere olan bölgenin belli bölümlerinde ve Güney İskoçya'da 5. yüzyılın ortalarından 12. yüzyılın ortalarına kadar konuşulmuş İngilizcenin eski şeklidir. Bu dil, Batı Cermen dillerinden birisiydi ve bu yüzden de Eski Frizceyle ve Eski Saksoncayla yakından ilgilidir. Ayrıca dil, Kuzey Cermen dil grubundan Eski Norsçanın da büyük etkisi altında kalmıştır. ]]> Edebiyat Mon, 06 Feb 2017 04:45:30 GMT http://www.ibna.ir/tr/doc/book/244987/beowulf-destanı-ve-anglosaksonca-şiirler-raflarda ​​Salehi; 10 Ayda 60 Bin Başlık Kitap Yayınlanmıştır http://www.ibna.ir/tr/doc/tolidi/244910/salehi-10-ayda-60-bin-başlık-kitap-yayınlanmıştır İran kitap Haber Ajansı (İBNA) – Bu yıl İkincisi düzenlenen Kaşan Kitap Fuarı'nın açılış törenine katılan İran Kültür ve İslami İrşad Bakan yardımcısı Seyyid Abbas Salehi, bu fuarın Fecr haftasında düzenlenmesinin etkinliğe ayrı bir önem kattığını söyleyerek; ''İran İslam Devrimi'nin kültür ve Kitap ile derin bir bağı var ve bunları birbirinden ayrı düşünmek mümkün değildir.'' Dedi. Salehi sözlerinin devamında; ''Kültür, İran İslam Devrimi'nin temelini oluşturuyor ve kitap, kültürün birinci kaynağıdır. Kitapsız bir kültür düşünülemez. Kitap, İnsan ruhu ve kültürün can suyudur. Kitap, en düşünrücü ve kalıcı medya aracıdır.'' Açıklamasını yaptı. Kültür Bakan yardımcısı sözlerinin devamında; ''Devrimden sonra göreve gelen hükümetler, kitap okuma ve yayınlanma kültürünün gelişmesi için çok çabalıyorlar. İran İslam Devriminin kazanmasından sonra, ülkemizde 1 milyondan fazla kitap yayınlanmıştır. Yayınlanan eserler arasında 600 bini ilk baskıdır. Bu yılın ilk 10 ayında ise 60 bin başlık kitap, ülkede basılmıştır.'' Dedi. Ruhani Devleti görevde olduğu üç yıl içersinde, Kitap Okuma kültürünü geliştirmek adına birçok proje başlatmıştır. Örneğin 70 Milyar TL'ye yakın bir bütçeyi farklı eyaletlerde düzenlenen 85 Kitap Fuarı için harcamıştır. Ayrıca yayıncı ve okurlara desteklemek adına farklı kitap festivalleri düzenleyerek, okuma kulüpleri açmıştır. ]]> Edebiyat Sat, 04 Feb 2017 08:13:30 GMT http://www.ibna.ir/tr/doc/tolidi/244910/salehi-10-ayda-60-bin-başlık-kitap-yayınlanmıştır ​Tahran Ticaret Odası'nın 133 Yıllık Tarihi Kitap Oldu ! http://www.ibna.ir/tr/doc/tolidi/244595/tahran-ticaret-odası-nın-133-yıllık-tarihi-kitap-oldu İran Kitap Haber Ajansı (İBNA) – Dr.Ali Tatari yeni kitabında Tahran Ticaret, Sanayi, Madenler ve Tarım Odası'nın 133 yıllık tarihini anlatmaya çalıştığını söyledi. Tahran Odası'nın isteği ile hazırlanan eser; ''Kaça Döneminde Tahran Ticaret Odası'', ''Pehlevi Döneminde Tahran Ticaret Odası'', ''İran İslam Devriminde Sonra Tahran Ticaret Odası'', ''Faaliyetler, Sosyal ve Kültürel Hizmetler'' ve ''Başlangıçtan bugüne kadar Tahran Ticaret Odası'nın başkanları'' adlı beş bölümden oluşuyor. Dr.Ali Tatari Tahran Odası'nın 133 yıllık bir geçmişe sahip olmasına rağmen, belgelerini saklamak için bir arşive sahip olmadığını söyleyerek; ''Araştırmam için gazete ve İran İslam Şura Meclis Kütüphanesi'nin arşivlerinden yararlandım.'' Dedi. Tahran Ticaret, Sanayi, Madenler ve Tarım Odası 1930'lu yıllarda farklı konulardan oluşan 12'ye yakın; yıllık, mevsimlik, aylık ve haftalık dergi yayınlamaya başladı. Bunların birçoğu hala yayınlanıyor ama bir arşivde saklanamadıkları için eski nüshaların bazıları kayıptır. Aynı zamanda İran İslam Şura Meclis Kütüphanesi Arşivi'nin müdürü de olan Dr.Tatari, bu eserde ilk kez odanın Muhammed Rıza Pehlevi döneminde çoğalan külürel ve sosyal faaliyetlerine değinmiş.   140 sayfadan oluşan eserde bazı belgelerin fotoğrafları da mevcuttur. ]]> Tarih ve Siyaset Wed, 25 Jan 2017 05:49:24 GMT http://www.ibna.ir/tr/doc/tolidi/244595/tahran-ticaret-odası-nın-133-yıllık-tarihi-kitap-oldu Ayetullah Haşimi Rafsancani Hakkın Rahmetine Kavuştu http://www.ibna.ir/tr/doc/report/244099/ayetullah-haşimi-rafsancani-hakkın-rahmetine-kavuştu İran Kitap Haber Ajansı (İBNA) – İran İslam Devletinin en önemli ve etkili şahsiyetlerinden biri olan Ayetullah Haşimi Rafsancani, dün 82 yaşında kalp krizi sonucunda hayata gözlerini yumdu. İmam Humeyni (ra)'nın öğrencilerinden olan ve ona yakınlığı ile bilinen Refsencani, İran-Irak savaşının bitmesi ardında, iki dönem cumhurbaşkanlığı yaparak  İran ekonomisinin toparlanmasında ve savaş tahribatının onarılmasında büyük rol oynadı. Refsencani İran Meclis Başkanlığı ve Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi (DMTK) Başkanlığı da yapmıştı. Gerçek adı Ali Ekber Haşimi Behremani olan Rafsancani, 1934 yılında Kerman eyaletinin Rafsancan ilçesine bağlı Behreman köyünde, fıstık çiftçisi bir ailede doğdu. 1948'de dini eğitimini sürdürmak için Kum'a giden Rafsancani, orda rejim karşıtlarına katıldı. 1975-78 yılları arasında ise şah rejimi tarafından yargılanarak, hapis yattı. İran İslam Devriminin kazanmasında büyük bir rol oynayan Haşimi, devrimin kazanmasında sonar İmam Humeyni (ra) tarafından Devrim Konseyi üyeliğine atandı ve devrimin ilk yıllarında içişleri bakanlığını üstlendi. Rafsancani İran-Irak savaşında barış sağlanmasında da etkili oldu. Şüphesiz İran'ın en iyi siyasetçilerinden biri olan Rafsancani, aynı zamanda bir yazardı da. Farklı konularda yazdığı birçok kitabın yanı sıra, hatıraları ve günlü yazıları İran İslam Devrimi tarihi açısından çok önemlidir. ''İslami liberalizm ve Dini Aydınlık'' , ''İsrail ve Filistin'' , ''İsrail ve Sevgili Kudus'', ''Ayetullah Haşimi Rafsancani'nin Rivayeti ile İmam Humeyni (ra)'' , ''Emir Kebir; Sömürgeciliğe karşı mücadele eden kahraman'', ''Mîrza Tâki Hân; Sömürgeciliğe karşı mücadele eden kahraman'', ''Devrim ve Kutsal Savunma, Cumalar ve Hutbeler'', ''Niye Irak Topraklarına Girdik?'' , ''Kadın ve Sosyal Adalet'', ''Siyasi Ekonomi'', ''Haşimi Refsencani'nin hatıraları'' (26 cilt), ''Haşimi Refsencani'nin söyleşileri'' (7 cilt) ve ''Haşimi Refsencani'nin Cuma hutbeleri'' Ayetullah Haşimi Rafsancani kaleme aldığı bazı eserlerdir.   İran Kitap Haber Ajansı olarak İran milleti ve İslam dünyasına başsalığı diliyoruz.       ]]> Tarih ve Siyaset Mon, 09 Jan 2017 06:25:36 GMT http://www.ibna.ir/tr/doc/report/244099/ayetullah-haşimi-rafsancani-hakkın-rahmetine-kavuştu ​Müslümanların Rus İmparatorluğu'nun Modern Tarihindeki Yeri İncelendi http://www.ibna.ir/tr/doc/book/243600/müslümanların-rus-imparatorluğu-nun-modern-tarihindeki-yeri-incelendi İran Kitap Haber Ajansı (İBNA) - Rusya İslami Araştırmalar Vakfı ve Rusya Bilimler Akademisi Doğu Bilimi Enstitüsü müslümanların, Rus toplumdaki önemini gözler önünesermek için ''Müslümanların Rus İmparatorluğu'nun Modern Tarihindeki Yeri'' konulu bir araştırma kitabı yayınladılar.  ''Islamica &Orientalistica'' serisinin en yeni eseri olan kitap, önemli yazar ve filizofların konu ile ilgili makalelerinden oluşuyor. Rusya Felsefe Enstitüsü'nün araştırmalar bölümü sorumlusu Vladimir Bronnikov bu makaleleri bir araya getirmiştir. Müslümanlar, Rusya toplumunda önemli yere sahipler. Son yıllarda bu azınlığın etkili rolü, birçok Rus ve yabancı araştırmacının dikkatini çekmiştir. Bu nedenle de Rusya İslami Araştırmalar Vakfı bu konu ile ilgili yazılan en ömenli makaleleri bir kitapta toplama karar verdi ve ortaya bu eser çıktı. ]]> Tarih ve Siyaset Sat, 24 Dec 2016 10:09:10 GMT http://www.ibna.ir/tr/doc/book/243600/müslümanların-rus-imparatorluğu-nun-modern-tarihindeki-yeri-incelendi IŞİD'in Doğuşu ve Yükselişi Anlatan ''Siyah Bayraklar'' Farsça'da http://www.ibna.ir/tr/doc/book/242873/işid-in-doğuşu-ve-yükselişi-anlatan-siyah-bayraklar-farsça-da İran Kitap Haber Ajansı (İBNA) - Pulitzer ödüllü gazeteci Joby Warrick, ''Black flags:the rise of ISIS‭'' isimli kitabını uzun bir çalışmanın sonunda hazırlanmış. Ahmed Ezzatiperver eseri Farsça'ya çevirmiş ve Melvin yayınlar onu Farsça'ya kazandırmıştır. Warrick, araştırmacı gazeteciliğin olmazsa olmaz kuralını işleterek, kitap için Ürdün'ün yolunu tutmuş. Ürdün'ün önemi, IŞİD'in temellerini atan ismin ülkesi olmasından geliyor. O isim, IŞİD militanlarının bugün gözlerinde kutsallaştırdığı Ebu Musab el-Zerkavi.   Kitap, Ürdünlü Zerkavi'nin 1990'lı yıllardaki macerasını, Ürdün'deki cezaevinden kralın ölümü üzerine ilan edilen afla nasıl çıktığını anlatarak başlıyor. Başlangıçta etki alanı sınırlı olan Zerkavi'nin El Kaide saflarında nasıl savaştığı, daha sonra bu örgütle ilişkisinin nasıl yükselip alçaldığı, kimlerden etkilendiği roman tadında aktarılıyor. Zerkavi'nin gelişen süreçte Ürdün'deki radikal eylemleri de anlatılıyor. 9 Kasım 2005'te Ürdün'deki Radisson Oteli ve iki otele daha eşzamanlı yapılan bombalı saldırılar, Zerkavi'nin El Kaide ile yeniden temas kurması ve Irak'ın kuzeyinde bir kamp alanı almayı başarması, önce cezaevi arkadaşlarını ve ailelerini burada toplaması ve Irak Savaşı sırasında ustaca örgütlenerek bu kampı cihatçı militanlar için bir çekim merkezine dönüştürmesi kitapta geniş yer buluyor. Siyah Bayraklar; The New York Times, The Washington Post ve People tarafından 2015'in en iyi ilk on kitabı arasında sayıldı. Michiko Kakutani, The New York Times; "Sürükleyici… Warrick, anlatılarını romancıya özgü enerji ve ayrıntılarla kurma yeteneğine sahip. Bu kitap; IŞİD'in fikir babalarından Ebu Musab el-Zerkavi'nin bu zamana kadar yazılmış en iyi portresini ortaya koyuyor. IŞİD'in kökleriyle, örgütün kötü ve dahi babasını merak eden okuyucular için Siyah Bayraklar'dan daha iyi bir başlangıç kitabı yok." Glenn C. Altschuler, San Francisco Chronicle; "Günümüzde IŞİD olarak bilinen hareketin yükselişi; örgütün fikirbabası Zerkavi'nin hayatı ve ölümüyle ilgili açıklayıcı, sürükleyici ve incelikle detaylandırılmış bir kitap."  Tod Robberson, Dallas Morning News; "ABD, Arap liderleri ve El-Kaide'nin tekrarlanan yanlış hesaplarının IŞİD'in güçlenmesine nasıl etki ettiğini ayrıntılı bir şekilde, aşama aşama gösteren bir anlatı. Siyah Bayraklar, hâlâ sürmekte olan tarihi bir süreçte radikal dincilerin Allah'ın gözdesi olma adına biri birlerine üstün gelmeye çalıştıklarında neler olacağının yanıtlarını sunuyor." Thanassis Cambanis, The Boston Globe; "Warrick'in kitabı; bu zamana kadar IŞİD'in doğuşu ve yükselmesiyle ilgili yayımlanmış kitaplar arasında en titiz ve incelikli olanı. Siyah Bayraklar, önemli şahsiyetlerle dolu bir kitap. Ancak daha geniş bir bakış açısı ile tarihin akışına odaklanmaktan da geri kalmıyor." ]]> Tarih ve Siyaset Sun, 27 Nov 2016 07:13:02 GMT http://www.ibna.ir/tr/doc/book/242873/işid-in-doğuşu-ve-yükselişi-anlatan-siyah-bayraklar-farsça-da ​Güle Güle Yoldaş Fidel http://www.ibna.ir/tr/doc/tolidi/242838/güle-güle-yoldaş-fidel İran Kitap Haber Aajsnı (İBNA) - Dünyadaki son soğuk savaş siyasi liderleri olan Fidel Castro, hayatını kaybetti. Fidel'in yaşamını yitirdiğini, Küba Devlet Başkanı Raul Castro duyurdu. Raul'un açıklamasını aktaran Cubadebate; "Bugün, 25 Kasım 22.29'da, Küba Devrimi'nin lideri Fidel Castro Ruz yaşamını yitirdi. Yoldaş Fidel, kendi iradesi uyarınca yakılacak. 26 Eylül cumartesi erken saatlerde, cenaze organizasyon komitesi halkımızı ayrıntılar hakkında bilgilendirecek. Zafere kadar, daima!" ifadelerine yer verdi. ''İlk Yıllarım'', ''Devrim İçin Savaşmayana Komünist Denmez'', ''Obama ve İmparatorluk'', ''Fidel Castro Konuşuyor'', ''Küba'yı Savunmak'', ''Che'li Anılar'', ''Sosyalizmi Kuracağız'', ''Kübs Emperyalizmi Yargılıyor'', ''Fidel Diyor ki Vamos Bien İyi Gidiyoruz'', ''Ya Sosyalizm ya Ölüm'' eski Küba devlet başkanı Fidel Castro'nun kaleme aldığı bazı eserleridsir. Fidel Castro'nun biyografisini yazan Volker Skierka, efsane liderin hayatını şöyle özetliyor; '' 13 Ağustos 1926'da bir çiftçinin aşçısından doğan Fidel Castro Ruz dünyanın en önemli, en tartışmalı politik liderlerinden biri olarak çoktan tarihe damgasını vurdu. Castro'nun bir öğrenci lideri olarak başlayan politik yaşamı, sonra bir gerilla lideri, ardından bir devrim lideri, Küba'nın Maximo Lideri ve nihayet uluslararası komünist hareketin bir lideri olarak devam etti. 1 Ocak 1959'da Küba'nın başına geçen Castro yarım yüzyıla yaklaşan iktidarına 637 suikast teşebbüsünden kurtulmayı sığdırmış ve ABD'nin burnunun dibindeki küçük adasında ayakta kalmayı başarmıştır. En büyük destekçisi Sovyetler Birliği'nin 1991'de dağılmasıyla birlikte O'nun da sonunun geldiği sanılmış ama eski gerilla lideri pes etmemiş, ülkesi Küba'yı "kapitalizm okyanusunda bir sosyalizm adası" olarak yönetmeyi sürdürmüştür. Bu kadar uzun süre iktidarda kalıp halkı tarafından bu kadar çok sevilen bir lidere dünyanın bir daha tanık olması kolay değildir. Ne olursa olsun, yarım yüzyıl iktidar olan bir politikacının eleştirilecek birçok yönü olduğu muhakkaktır. Bir gerilla lideri olarak yargılanırken "tarih beni beraat ettirecektir" demişti, ama daha sonra itiraf ettiği gibi, bu kadar uzun bir iktidar süreceğini hiç düşünmemişti. "Gerilla lideri" Fidel'i tarih çoktan beraat ettirdi, ancak bunca yıllık iktidarın sahibi, Küba Devlet Başkanı Castro hakkında tarihin nasıl bir hüküm vereceği henüz belli değil. Castro'ya gözü kapalı övgü veya sövgüden uzak, bu dengeli ve eleştirel biyografi tarihin ve sizin adil bir hüküm vermenize yardımcı olacaktır.''   ]]> Dünya Sat, 26 Nov 2016 06:30:10 GMT http://www.ibna.ir/tr/doc/tolidi/242838/güle-güle-yoldaş-fidel ​İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İran Kitap Haber Ajansı'nın Standını Ziyaret Etti http://www.ibna.ir/tr/doc/tolidi/242212/iran-dışişleri-bakanlığı-sözcüsü-iran-kitap-haber-ajansı-nın-standını-ziyaret-etti İran Kitap Haber Ajansı (İBNA) - İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Behram Ghasemi 22.Basın ve Haber Ajansları Fuarı'nı ziyaret ederek, fuara katılan basın ve medya kuruluşların stantlarını ziyaret etti. Ghasemi, İran Kitap Evi kurumu ve İran Kitap Haber Ajansı (İBNA)'nın standına gelerek, kurum ve haber ajansı'nın faaliyetleri hakkında bilgi aldı. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, ziyareti sırasında gelecek hafta başlayacak olan İran Ulusal Kitap Haftası etkinlikleri hakkında da bilgi aldı. 4 Kasım'da başlayan 22.Basın ve Haber Ajansları Fuarı 11 Kasım'a kadar, Tahran'ın İmam Humeyni Büyük Mosallası'nda devam edecek. ]]> Tarih ve Siyaset Tue, 08 Nov 2016 11:43:06 GMT http://www.ibna.ir/tr/doc/tolidi/242212/iran-dışişleri-bakanlığı-sözcüsü-iran-kitap-haber-ajansı-nın-standını-ziyaret-etti ​İran İstihbarat Bakanı 22.Basın ve Haber Ajansları Fuarı'nı Ziyaret Etti http://www.ibna.ir/tr/doc/tolidi/242127/iran-istihbarat-bakanı-22-basın-ve-haber-ajansları-fuarı-nı-ziyaret-etti İran Kitap Haber Ajansı (İBNA) - Hüccet-ül-İslâm Seyyid Mahmud Alevi dün (7 Kasım) 22.Basın ve Haber Ajansları Fuarı'nı ziyaret ederek, fuara katılan basın ve medya kuruluşların stantlarını ziyaret etti. İran İstihbarat Bakanı, İran Kitap Evi kurumu ve İran Kitap Haber Ajansı (İBNA)'nın standına gelerek, kurum ve haber ajansı'nın faaliyetleri hakkında bilgi aldı. Hüccet-ül-İslâm Alevi, İran Kitap Haber Ajansı (İBNA)'nın haberlerini yakından takip ettiğini söyledi. 4 Kasım'da başlayan 22.Basın ve Haber Ajansları Fuarı 11 Kasım'a kadar, Tahran'ın İmam Humeyni Büyük Mosallası'nda devam edecek. ]]> Tarih ve Siyaset Mon, 07 Nov 2016 05:39:02 GMT http://www.ibna.ir/tr/doc/tolidi/242127/iran-istihbarat-bakanı-22-basın-ve-haber-ajansları-fuarı-nı-ziyaret-etti ​Ruhani İran Kültür Bakanı'nın İstifasını Kabul Etti http://www.ibna.ir/tr/doc/tolidi/241493/ruhani-iran-kültür-bakanı-nın-istifasını-kabul-etti İran Kitap Haber Ajansı (İBNA) – Cumhurbaşkanı Hüccet'ül İslam vel Müslimin Dr.Hasan Ruhani, Kültür ve İslami İrşad Bakanlığı görevinden istifa eden Ali Cenneti'nin istifasını onayladı.  Cumhurbaşkanlığı seçimlerine dokuz ay kala, bakanlığa yeni bir ismin atanamayacağı kulislerde konuşuluyor. Cenneti'nin yardımcısı Seyyid Abbas Salehi'nin geçici olarak Bakanlığın sorumlusu olarak atanması, bu iddiaları destekliyor. İran Kültür ve İslami İrşad Bakanı Ali Cenneti, Perşembe günü (20 Ekim) istifa dilekçesini yayınladı. 10 gündür kulislerde istifa edeceği konuşulan Cenneti'nin, neden böyle bir karar aldığı bilinmiyor. Cenneti istifa dilekçesinde, son zamanlarda İran Kültü ve İslami İrşad bakanlığına karşı düzenlenen karalama kampanyalarına dikkat çekti ve seçimlere aylar kala bu girişimlerin daha da ciddileşeceğine vurguladı. Eski bakan, halkın huzurunun kaçırılmaması için böyle bir karar aldığı da dilekçesinde açık bir şekilde beyan ediyor. Cumhurbaşkanı Hüccet'ül İslam vel Müslimin Dr.Hasan Ruhani ise Cuma günü (21 Ekim), İran Kültür ve İslami İrşad Bakanı Ali Cenneti'nin istifasını Kabul ederek, hükümetinin belirlenen hedefler doğrultusunda hareket etmekten vazgeçmeyeceğini vurguladı. Geçen hafta Ruhani kabinesinde bir deprem yaşandı ve Milli Eğitim, İslamî Kültür ve İrşad ve Gençlik ve Spor Bakanları aynı anda istifa ettiler.Üç bakanın istifasını da Kabul eden Cumhurbaşkanı, eski bakanların yardımcılarını Bakan vekilleri olarak atandı. ]]> Tarih ve Siyaset Sat, 22 Oct 2016 05:18:18 GMT http://www.ibna.ir/tr/doc/tolidi/241493/ruhani-iran-kültür-bakanı-nın-istifasını-kabul-etti Euripides ''Truva Kadınları'' ile Raflarda http://www.ibna.ir/tr/doc/book/241291/euripides-truva-kadınları-ile-raflarda İran Kitap Haber Ajansı (İBNA) – Ney yayınevi geçtiğimiz günlerde Atina'lı oyun yazarlarının en büyüğü olan Euripides'in beş oyununu bir kitapta okurlarının beğernisine sundu. 'Medea', 'Hippolyte', 'Elektra', 'Bacchus' ve 'Truva Kadınları' kitabı oluşturan oyunlardır. Eserlerin hepsi Atina'lı düşünrün kaygı ve insanlık geleceği ile ilgili endişelerini gösteriyor. Arka kapakta şöyle okuyoruz; ''Antik Yunun'ın birçok trajedi anlatıcısı var ama şüphesiz hiçbirinin eserleri Euripides kadar bugünkü okuyucular için aşina değildir. Euripides eserlerinde, kadına yönelik şiddet, savaşın boş ve anlamsızlığını, Zalimlerin aslında ne kadar çaresiz insanlar olduklarını, Düzen ve Özgürlük arasındaki çelişki, İnanç-akıl ve gerçek gibi konular ele alınıyor. Büyük şairin eserlerini okurken insanlığın ne anlama geldiğini tekrardan sorguluyor insan. Onun eserlerinde tanrılar ahlaksızdır. Kahramanları, çözümsüzlüğün altında ezilirler; hiçbiri bir olgunlaşma, aydınlanma deneyi yaşamaz.'' Trajedinin ilk kuramcısı Aristoteles'e göre, en trajik eserler Euripides'in eserleridir. Platon'un aksine ahlaki belirsizliğin trajedinin özü olduğunu düşünür. Ona göre, trajedi kahramanı erdemli ya da erdemsiz biri değil, ikisi arasında biridir ve kötü olduğu için değil, kişiliğindeki bir kusur yüzünden yıkıma sürüklenir; trajedinin arındırıcı gücü vardır. İyi bir trajedi seyircilerin duygularında arınmaya yol açar (katharsis). Aristo'nun trajedi kuramı karakteri değil, olay örgüsünü temel alır. Aristo’nun Üç Birlik Kuramı tiyatroda zaman, mekan ve eylemde birlik kuralını getirir. Kastedilen, oyunun tek bir yerde, bir günde geçmesi ve tek bir olayla sınırlı olmasıdır. ]]> Kültür ve Sanat Sun, 16 Oct 2016 07:00:51 GMT http://www.ibna.ir/tr/doc/book/241291/euripides-truva-kadınları-ile-raflarda Zarif; Mizah Dili Dünyada Var Olan İran Fobi Algısını Kırabilir / İran Sineması Uluslararası Bir Dile Sahiptir http://www.ibna.ir/tr/doc/report/240960/zarif-mizah-dili-dünyada-var-olan-iran-fobi-algısını-kırabilir-sineması-uluslararası-bir-dile-sahiptir İran Kitap Haber Ajansı (İBNA) – İran ile 5+1 grubu arasında geçen zorlu müzakere sürecini karikatürler ve mizahi şiirler yardımı ile anlatan ''Müzakerenin Zarif Boyutları'' kitabının tanıtım töreni, Cumartesi günü (1 Ekim) İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, İran nükleer müzakere ekibinin üst düzey üyesi Seyyid Abbas Arakçı ve Mecid Tahtravançi, İran kültür bakanı yardımcısı Ali Muradhani ve nükleer şehit ailelerinin katılımı ile Niavaran kültür merkezinde düzenlendi. Törende konuşma yapan Zarif; ''Kitabın açık bir mesajı var, o da birbirimize karşı daha tahamullu ve anlayışlı olmamız gerektiğidir. Toplumumuz bu dönemde herşeyden daha çok şeffaf bir politik anlayışa ihtiyaç duyuyor. Ayrıca biz eleştirileri kabul etmeli ve yapıcı eleştirilere kulak asmalıyız.Mizah yolu ile yapılan eleştiriyi kabul etmek daha kolaydır. Bugün sanatçıları onurlandırma günüdür. Biz mizah ve karikatürler aracı ile toplumu doğru yola iten sanatçılardan teşekkür etmeliyiz.'' Dedi. İran dışişleri bakanı konuşmasının devamında; ''Mizah dili dünyada var olan İran fobi algısını kırabilir. İran'da birçok sanat dalı; müzikten tutun sinema ve tiyatroya kadar, uluslararası bir dile sahiptir ve tüm insanlar bu derin dili anlayabilirler.Böylece bu dili algılayan insanlar, İran ile ilgili verilmeye çalışam gerçek dışı ve yalan imajdan etkilenmiyorlar.'' Dedi. ]]> Tarih ve Siyaset Mon, 03 Oct 2016 05:49:04 GMT http://www.ibna.ir/tr/doc/report/240960/zarif-mizah-dili-dünyada-var-olan-iran-fobi-algısını-kırabilir-sineması-uluslararası-bir-dile-sahiptir ​Sparks 170 cm'lik Haritada Dört Bin Yıllık Dünya Tarihini Sığdırdı http://www.ibna.ir/tr/doc/tolidi/240123/sparks-170-cm-lik-haritada-dört-bin-yıllık-dünya-tarihini-sığdırdı İran Kitap Haber Ajansı (İBNA) -  Farsça'da ''Tarih Haritası'' olarak çevrilen eser, 170 cm'de dört bin yıllık İran ve dünya tarihini özetliyor. Kitapta farklı ulus ve ülkelerin tarihleri, ilişkileri, savaşları ve anlaşmaları hakkında bilgiler var. İmparatorluklar, devletler ve krallıklar da haritaya sığdırılan bilgiler arasındadır. Sparks ayrıca her ülkenin önemli bilim, kültür, siyaset ve din adamlarının biyografisini de yazmıştır. Tarih Haritası'nda ülkelerin antikl tarihi, modern taihi, Bilim tarihi, felsefe tarihi, teknoloji tarihi, sanat tarihi, siyaset tarihi, din tarihi, askeri tarihi hakkında bilgiler görebilirsiniz. Ayrıca haritada tarih, coğrafya, jeopolitik, antropoloji, sosyoloji, siyasi bilimler, dini araştırmalar, ekonomi ve dilbilimi araştırmalardan da notlar yer alıyor. Eser 4000 yıl öncesinden başlayar 2015 yılına kadar yaşanan tüm olayları anlatıyor. Kitabın güncel olmasının en büyük kanıtı ise, İran'ın 5+1 ile yaptığı anlaşma ve Arabistan'ın Yemen'e askeri harekat düzenlenmesinin de yer almasıdır. 170*32 cm boyutlarında olan haritanın bir de kitapçiği var. 96 sayfalık kitapçıkta, haritanın okuma klavuzu yer alıyor. Haritanın tercüme ve hazırlanması 12 bin saatten daha fazla sürmüştür. ]]> Tarih ve Siyaset Sun, 04 Sep 2016 09:11:43 GMT http://www.ibna.ir/tr/doc/tolidi/240123/sparks-170-cm-lik-haritada-dört-bin-yıllık-dünya-tarihini-sığdırdı Elif Şafak: Bu Darbecilerin Nazilerden Farkı Yok http://www.ibna.ir/tr/doc/report/239362/elif-şafak-bu-darbecilerin-nazilerden-farkı-yok Türkiye'de kitapları en çok satan yazarlardan Elif Şafak, AA muhabirinin FETÖ mensuplarının darbe girişimiyle ilgili sorularını yanıtladı. 15 Temmuz gecesi yaşananlardan "dehşet, şaşkınlık, korku ve büyük üzüntü" hissettiğini ifade eden Şafak, Türkiye'nin geçmişte askeri darbelerden çok çektiğini hatırlatarak, "12 Eylül’ün yaraları bile henüz sarılmadı, o karanlık dönem toplumsal hafızamızda hala canlı, unutulmadı. Her darbe vahim insan hakları ihlalleri getirdi; sivil siyasetin, demokrasinin gelişmesini baltaladı; ülkeyi fersah fersah geriye götürdü. Bir daha asla. Askeri darbelere hep karşı oldum. Hem romanlarımda, hem makalelerimde antidemokratik girişimleri her zaman eleştirdim." ifadelerini kullandı. Darbe girişimi gecesini "korkunç ve karanlık" olarak nitelendiren Şafak, şöyle devam etti: "O korkunç ve karanlık gece parlamento bombalandı, masum insanlar sokaklarda katledildi, medya tamamen susturulmak istendi, halk tarafından seçilmiş hükümet ve cumhurbaşkanı silah ve tank zoruyla devrilmeye çalışıldı. Bunların hiçbiri kabul edilemez, affedilemez. İngiltere’de, yaşanan travmanın boyutunu İngilizlere anlatabilmek için ben hep şu örneği veriyorum; mesela İngiliz tarihinde parlamento, en son İkinci Dünya Savaşı’nda Naziler tarafından bombalanmıştı. Bu darbeyi planlayan ve uygulayanların da Nazilerden farkı yok. Kendi halkını, kendi meclisini bombalayacak kadar gözü dönmüş bir vicdansızlık bu. Tepeden inme, şiddet ve hile yoluyla hareket edenlerin zaten hiçbir toplumsal meşruiyeti olamaz. Ne Türkiye’de ne de uygar dünyada. O gece bence üç özne gerçekten çok iyi bir sınav verdi. Birincisi Cumhurbaşkanı’nın çağrısıyla sokaklara çıkıp, tankların önünde duran hatta hayatlarını tehlikeye atan vatandaşlar. İnanılmaz bir sivil inisiyatif doğdu. İkincisi medya. Yazılı ve görsel basın ilk andan itibaren darbeye karşı durdu. Merkez-liberal basını ayrıca kutlamak gerek çünkü hükümeti eleştirenler darbecileri hiçbir şekilde desteklemedi. Diliyorum ki özgür, çoğulcu ve eleştirel bir medyanın önemi bundan sonra daha iyi anlaşılır bu ülkede. Eleştirel medya, demokrasinin olmazsa olmazı. Üçüncü olarak, Meclis Başkanı'nın çağrısıyla parlamentoda buluşup sabaha kadar demokrasi nöbeti tutan tüm siyasi partileri kutlamak gerek. Keşke bu ruh devam edebilse. Sağ-sol, Türk-Kürt, Alevi-Sünni ayrımı olmaksızın ortak demokratik değerler etrafında birleşip, sivil, kucaklayıcı, çoğulcu, özgürlükçü yeni bir anayasa için hiç değilse bu defa buluşulabilse." "Seçilmiş iktidara saygı gösteririm ama... " Batı'nın tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce yeteri kadar tepki verdiler mi?" şeklindeki soruyu Şafak, "Tek bir Batı yok. Böyle kategorik olarak genellemek doğru değil. Ama mesela Avrupa ve Amerika'da medyada birçok insanın Türkiye’de olan bitenin vahametini tam olarak kavrayamadığını düşünüyorum. Darbe girişiminin korkunçluğunu daha iyi anlatmak gerek. Ben hep şunun altını çiziyorum. Hükümetleri eleştirebiliriz ve eleştirebilmeliyiz. Tüm dünyada gazeteciler, yazarlar, entelektüeller eleştirel bakar, düşünür ve konuşurlar. Fakat burada net bir ilkesel ayrım var. Seçimle iş başına gelen bir hükümeti hiç kimse illegal yollarla devirme hakkına sahip değildir. Voltaire’in sözünü severim; 'Düşüncelerine katılmıyorum ama düşüncelerini savunma hakkını sonuna kadar desteklerim.' Ben AK Parti yanlısı değilim, kimsenin yanlısı değilim. Fakat elbette AK Parti’nin meşruiyetini tanıyorum çünkü halk tarafından seçilmiş bir iktidar bu, ben de buna saygı gösteririm ama iktidarın demokratik bulmadığım icraatlarını da eleştiririm o ayrı. Bunları birbirine karıştırmamak lazım." diyerek yanıtladı. "Gülen cemaatinin belli ki görünmeyen yüzü var" Fetullahçı Terör Örgütü konusundaki düşüncelerine yönelik soru üzerine de Şafak, şunları kaydetti: "Gülen cemaatinin belli ki bir görünen bir de görünmeyen yüzü var. Okullar, kültür, eğitim görünen ve pozitif yüzüydü şimdiye kadar. Maalesef, anlaşılan o ki bir de karanlık bir yan var geride. Ergenekon, Balyoz, KCK gibi davalarda bu karanlık kesimin izleri hissedilmişti ama en korkunç şekilde 15 Temmuz gecesi çirkin yüzünü gösterdi. Devlet içinde çeteleşmeye çalışan, polise, orduya hakim olmak isteyen bu zihniyetin bir hukuk devletinde asla yeri olamaz. Darbeciliğin ve çeteciliğin sonuna kadar üzerine gidilmeli. Fakat bunu yaparken kişisel hesaplaşmalarla masum insanlar etiketlenmemeli, gazeteciler, akademisyenler, sanatçılar linç edilmemeli. Bu çok önemli bir ayırım. Hukuk içinde bu illegal yapılanmayla sonuna kadar mücadele edilmeli. Çünkü yaptıkları korkunç bir şeydi." "Türkiye'de en ucuz şey insanları damgalamak" "Size yönelik eleştirileri nasıl değerlendiriyorsunuz. Sizi bu çevreyle birlikte ananlar oldu. Bu tablodan sonra bu çevreye yönelik görüşleriniz değişti mi?" şeklindeki soruya ise Şafak, şu cevabı verdi: "Türkiye’de en kolay ve en ucuz şey insanları damgalamak. Dedikoduyla, iftirayla ileri geri yaftalamak. Ermenileri yazınca 'gizli Ermeni', Kürtleri yazınca 'Kürtçü', Yahudiler hakkında romanım çıkınca 'gizli Sabetaycı', Mevlana'yı yazınca 'gizli tarikatçı' dediler. Beni şahsen tanıyan, romanlarımı ve yazılarımı okuyan insanlar gayet iyi bilirler ki hiçbir kolektif kimlik ve aidiyetle işim olmaz. Hayatım boyunca hep azınlıkların, ezilenlerin, mağdurların sesini duymaya çalıştım. Mesela 1990'lı yıllarda birçok kız öğrenci başörtüsünden dolayı engellendiğinde, buna ilk karşı çıkanlardan biriyim. Sırf bu yüzden kendi liberal-sol çevremde o kadar eleştirildim ki. Muhafazakarlarla da diyalog kurulabileceğini düşünen çok az liberal vardı o dönemlerde. Hep köprüler kurmaya, Kemalist modern-muhafazakar diye kimseyi damgalamamaya çalıştım. Herkese eşit nazarla baktım. İlkem budur. Benim tek bir aidiyetim var, o da edebiyat. O kadar." "Havva'nın Üç Kızı kitabınızda inanç kavramını ele alıyorsunuz. Peri, annesi, babası ve hatta Peri'nin İngiltere'deki arkadaşları farklı inançlara sahipler. İnanç farklılıklarına rağmen bir aile olmak mümkün mü hakikaten?" sorusu üzerine Elif Şafak, "Romanda Kemalist bir baba ile dindar bir anne elinde yetişen Peri’yi anlattım. Ve 3 genç Müslüman kadının hikayesini: 'Günahkar, dindar ve şaşkın.' O kadar içten yorumlar alıyorum ki okurlardan bu romanla ilgili. 'Beni anlatmışsınız' diyen çok fazla. Farklılıklarımıza rağmen birlikte ortak değerler etrafında yaşamamız mümkün mü? Bence evet ve bu değerlerin başında da 'hukuk devleti ve demokrasi' geliyor. Çoğulcu demokrasiye dört elle sarılmamız gerek, bence idam cezasının dönmesi çok yanlış olur. Farklılıkları bir köstek değil, bir zenginlik addetmeliyiz. Yeter ki liberal demokrasiden uzaklaşmayalım. Yok eğer bir korku ve paranoya iklimine savrulursak çok yazık olur, herkes için." değerlendirmesinde bulundu ]]> Dünya Sat, 13 Aug 2016 10:22:31 GMT http://www.ibna.ir/tr/doc/report/239362/elif-şafak-bu-darbecilerin-nazilerden-farkı-yok Askeri Okulların Kapatılması ile Bir Zamanlar Aziz Nesin ve Nazım Hikmat Gibi Büyük Edebiyatçıların Oturduğu Sıralar Boş Kalacak http://www.ibna.ir/tr/doc/report/239058/askeri-okulların-kapatılması-ile-bir-zamanlar-aziz-nesin-ve-nazım-hikmat-gibi-büyük-edebiyatçıların-oturduğu-sıralar-boş-kalacak İran Kitap Haber Ajansı (İBNA) – Eğer 15 Temmuz gecesin darbe girişimi başarılı olsaydı başımıza neler geleceğini hiç kimse bilemez ama tehlikenin geçmesi ile şimdi olaylar tersine döndü. Hükümet böyle bir şeyin tekrar yaşanmaması için birçok tedbirler almaya başladı.Askeri okulların kapatılması bunlardan sadece birisidir. Türkiye'deki askeri okullar yüzyıllardır ülkenin en önemli teşkilatlarından birisi olmuştur.Ama ilginçtir ki bu okullardan asker çıktığı kadar, şair,yazar ve gazeteci de çıkmıştır. Boğazın incisi gibi geceleri ışıkları ile göz kamaştıran Kuleli askeri okulu ve heybeli ada deniz lisesi'nin sınıfları kimleri görmemiştir ki. 'Vatan Şairi'miz, Nazım Hikmet belki ilk şiirlerini Kuleli askeri okulun sıralarında yazmıştır. Evet Nazım Hiklem, Aziz Nesin, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Necip Fazıl Kısakürek , Can Yüce, Tevzat Tarhan, Bakır Sıdkı Erdoğan, İskender Pala, Mete çübükçü, Ali Kırca ve Erdal Şafak yolları askeri okullardan geçmiş bazı yazar, şair ve gazetecilerindendir. Söylediğimiz gibi, Vatan Şairi Nâzım Hikmet Ran da Deniz Lisesi mezunu... Nâzım, 25 Eylül 1915'te eski adıyla Mekteb-i Bahriye olan Deniz Lisesi’ne kayıt oldu. ''Mavi gözlü devin'' boyu, o zaman henüz 1 metre 56 santimetreydi. Lisenin kayıt defterlerine göre ''sarı saçlı, yüzünde çiller olan, koyu mavi gözlü, beyaz tenli bir çocuk''tu. 1918 yılında 26 kişi arasından 9. olarak okuldan mezun olan Nâzım, sonra da Hamidiye Gemisi’ne Güverte Stajyer Subay olarak atandı. Kuleli Askeri okulu ise hiç tahmit ettiğimiz gibi bir yer değildir. Dersliklerin olduğu binadaki sütunlarda renkli tablolar asılı. Her birinde farklı farklı şairlerin şiirleri yazılı. Can Yücel'den ''Ben hayatta en çok babamı sevdim'', Attillâ İlhan'dan ''Ben sana mecburum'', Ataol Behramoğlu'ndan ''Yaşadıklarımdan öğrendiğim birşey var'', Ümit Yaşar Oğuzcan'dan ''Sevi şiiri'', Ahmet Hamdi Tanpınar'dan ''Bir adın kalmalı''. Prof. İlber Ortaylı askeri okulların kapatılması ile ilgili çıkan kararın ardından, bu okulların kütüphane veya müze olmasını önerdi. Belki Ortaylı'nın bu önerisi Kabul edilir ve biz size bunun ile ilgili yeni bir haber yaparız. Belki de gelenek bozulmaz ve şimdi işsiz kalan askeri okul öğrencileri şair veya yazar oluverirler  ve biz onları şirleri ve kitapları ile ilgili haberleri sizinle paylaşırız. ]]> Tarih ve Siyaset Wed, 03 Aug 2016 06:16:11 GMT http://www.ibna.ir/tr/doc/report/239058/askeri-okulların-kapatılması-ile-bir-zamanlar-aziz-nesin-ve-nazım-hikmat-gibi-büyük-edebiyatçıların-oturduğu-sıralar-boş-kalacak