Dil ve Zihin ve Kültür Arasında Ne Tür Bağlantılar Var

 
Publish Date : Monday 31 July 2017 - 14:39
 
 
Zoltán Kövecses'in kaleme aldığı ''Language, Mind, and Culture: A Practical Introduction'' Cihanşah Mirzabeygi'nin Farsça çevirisi ile yayınlandı.
 
İran Kitap Faber Ajasnı (İBNA) - Zoltán Kövecses önemli eserlerinden olan ''Language, Mind, and Culture: A Practical Introduction'' (Dil, Zihin ve Kültür: Pratik Bir Giriş) Cihanşah Mirzabeygi'nin Farsça çevirisi ile Ageh yayınevi tarafından okuyucular ile buluştu. 2006 yılında yayınlanan kitap, 621 sayfa ve 18 bölümden oluluyor.

İnsanları diğer canlılardan ayıran özelliklerden biri de düşünme yetisine sahip olmalarıdır. Bilinçli olarak gerçekleştirilen fikir uğraşısı olan düşünce dille ifade edilir. Dil böylece düşüncenin aktarıcısıdır. Düşünce aktarımı dil dışında başka araçlarla da gerçekleşir: resim, müzik, heykel, davranış vb. Ancak dil, bunlar arasında en işlevsel olanı, insan zihnine en fazla hareket alanı bırakanıdır. Dil dışında hiçbir ifade biçimi insana karmaşık ve soyut düşüncelerini dil kadar ayrıntılı olarak ifade etme fırsatı vermez.

Dil-düşünce ilişkisi bilim adamlarının ilgisini çekmiştir. Dil, o dili konuşanların dünya görüşünü ve algılayışını da belirler. Dilin düşünceyi belirlediği yolundaki iddia antropolog dilbilimci Edvvard Sapir ve öğrencisi Lee Whorf’a dayanır. Sapir-Whorf hipotezine göre diller düşünce biçimini de belirler ve buna bağlı olarak bir dilde mevcut olan ayrım başka bir dilde bulunamaz. Tabiatı, ancak dilimizin bize tanıdığı imkanlar ölçüsünde gösterebiliriz. Bu görüşe göre diller farklılaştıkça düşünme biçimleri de farklılaşmaktadır. Dilleri farklı olan her toplumun farklı bir düşünme sistemi vardır. Örnek olarak bir Kuzey Amerika Kızılderili dili olan Hopi’de masa’ytaka kuşun yanısıra uçabilen böcek, uçak, pilot vb. gibi her şeyi göstermek için kullanılır ki bu Türkçe konuşan biri için yadsınacak bir durumdur. Sapir-Whorf-hipotezinden hareketle, toplumların, dillerinin izin verdiği ölçüde dünyayı algıladıkları, dolayısıyla dilleriyle düşünce ve kültürlerini biçimlendirdikleri sonucuna varılabilir.

Sapir-Whorf hipotezini, dillerin kavram alanlarını farklı derecede ayrıntılı adlandırdığı gerçeği gözardı edilemezse de ilk anlamıyla savunmak güçtür. Tek dilli bireylerin dünyayı ana dillerinin sunduğu biçimde algılamaları büyük ölçüde haklılık payı taşısa bile, çok dilli bireylerin düşünme sistemi nasıl olacaktır? Ayrıca kuram tam tersi yönde de işleyebilmekte yani düşünce de dil üzerinde belirleyici ve yönlendirici rol oynayabilmektedir. Ayrıca diller arasında başarılı çeviriler yapılabilmektedir. Dilin yapısının bu nedenle düşünceyi değil, ama algılamayı etkilediği söylenebilir. İnsan dilinin düşünceyi veya düşüncenin insan dilini sınırlayıp sınırlamadığını belirlemek imkansızdır. İnsanlar başka dilleri de başarılı biçimde öğrenebilmektedir.
Share/Save/Bookmark
haber kodu: 250616